body oncontextmenu="return false" onselectstart="return false" ondragstart="return false"> ZITLIKLARIN KEYFİ - BARIŞ'TAN SELAM OLA,SELAM - Blogcu



« Önceki | Sonraki »

10/9/2008

ZITLIKLARIN KEYFİ

 

Kamera; Barıs  2008    Kaz Dağları - Mavi ve Yeşil

           O an, gök: hiç bir görüntünün maviliği engellemesine
       izin vermedi. Heybetli kara çamlar, engin bir mavilik ile
      örtülüyordu.  

                            




Kamera; Barıs  2008    Kaz (İda) Dağları 

                             Gün ışınlarını ve çiçeğin güzel kokusunu duyumsayan
                 harika bir canlı var: Kısa ömürlü harika bir kelebek.

                           Acaba çiçek aynı önemsemeyi kelebek için
                 yapıyor mu?



Kamera; Barıs 2008       Kaz Dağları ve Edremit Körfezi

                               Yüksekliğin dayanılmaz cazibesi: gözlere zayafetin
                     görüntüsünü sunuyor. Yüksekliğin çekiciliği bu olmalı.
                      
                              Sanırım, yükseğe alışanların yüksek çalımları da
                   bundan kaynaklanıyor olmalı! :))


Kamera; Barıs   2008        Assos - Antik Liman

                              Görüntünün büyüsü ve çevrenin korunması 
                      unutulmaz bir keyfin süreklilik taşıyacak kültürünü
                     başlatılmasını ateşledi. 
                            Yaşam kendi sürprizlerini oluştururken,buraların
                     "ben" üzerinde oluşturacağı sürprizler şimdiden heyecan
                     duymama sebep oluyor..
 


 

ZITLIKLARIN KEYFİ

 

  Nedendir bilmem ama biz insanlar “zıt” olanı pek sevmeyiz. Karşıtlığın kendi çekim keyfini bekleyip kucaklamayı istemeyiz! “ Ben” içgüdüsü öyle güçlü hale gelmiş ki, en ufak bir eleştiri, karşıtlık tahammülsüz yapar bizi.

 

  En tepe yöneticilerde de, en alt çalışanlarda da bu böyle sürer gider.Her şey, sen “süpersin” dediğin sürece sorun yoktur!

 

  Sen büyüksün, sen harikasın, sen başarılısın… Bu iltifatlar sürüp gider. Hâlbuki başarıyı, heyecanı ve var oluşu, diğer zıtlıklar, olumsuzluklar beslemiyor mu?

 

  Sevgilinizle veya eşinizle bir dağ tırmanışı yaptığınızı düşünün! Gece kamp kuruyorsunuz. Ve aylardan kış ayını yaşıyorsunuz! Gece soğuk, gece ayaz! Ve siz sevgilinize veya eşinize sarılıyorsunuz. Soğuğun, ayazın verdiği çekim kuvvetine bakar mısınız?

 

  Aynı çekimi, bir kış günü, bir kulübede yaşayan sevgililer veya eşler için de düşüne biliriz. Odununuz az ve gece yakmıyorsunuz. Soğuk pencereleri ve kapıyı yokluyor. Odanın içinde harika bir esinti bedeninizi yalıyor! Ne yaparsınız? İliklerinizde hissettiğiniz soğuğu yanınızda olan canlının bedeninde ısıtmaz mısınız? O soğuk, sizi hırpalamak isteyen canavar: en büyük birleştirici olmaz mı? Olur, elbet olur…

 

  Bedenlerin isteği ve heyecanı durdurulamaz bir gereksinmenin sarılışını yaparlar. Solukların ılıklığı, vücudun tüm damarlarını yayılır. Nedendir bilinmez ama bu sarılışta erkek daha koruyucu, daha kanat açıcıdır. Kadın anaçlığı azalır, bir çocuğun sokulganlığına dönüşür. Hani neredeyse, erkeğin sarmalamasında: kadın kaybolur!

 

  Sürekli tatmin edilen ihtiyaçların bıkkınlık yarattığı bilinen bir gerçek! Sürekli verilen iltifatların da, besleyici bir iradesi ve gerekliliği yoksa insanı zayıflatıp körleştirmeye getireceği tarihten bu yana görülmektedir.

 

  En büyük uygarlıkları da zayıflatan ve yok eden, eleştirilerin ve zıtlıkların görülmeyip: aşırı rahat ve keyfi yaşamlara düşkünlük değil midir? Tüm yükselişlerde, dengeli bir beslenmenin ve uyarılma zıtlıklarının kültürü hâkim değil midir?

 

  Elbette, “laf olsun torba dolsun” fikirleri cazip ve keyif verici değildir! Ama keyif verici ve kültürün sahiplenicisi zıtlığı tıpkı soğuğun verdiği sarılışların birleşimine dönüştürme becerisini göstere bilir! İnanın göstere bilir!

 

  Şimdi, işin başında bir yönetici veya siyasetçisiniz! Ve her an bir yerlerden harika uyarılar veya zıtlıklar karşınıza çıka bilir! Her zıtlığa, her eleştiriye “ön koşullu” inanışın verdiği tepkiyi verir ve zıtlığı sürekli mahkûmiyete itersek ne olur? Tıpkı bugünkü hükümetimizin sürdüğü safahatın halktan kopuk olduğu gibi olursunuz.  

 

  Halkın içinden çıkıp gelen bu insanlar, üst düzey yaşamın ve ballı lokmaların öyle bir tadına alışırlar ki, ilahi bir kudretin inanılmaz sahiplenişini yaparlar. Soğuk nerden eserse essin, sarılışın iteneği değildir onlar için!

 

  Soğuk; kötüdür, gaddardır, merhametsizdir ve yok edicidir: körleşmiş şık bedenlerin yerleşmiş kültürüne!

 

  Alınan yolun yavaşlığı değil midir, tekerleği, buharı icat etme becerisi! Mikropların toplu kıyımlarının zıtlığı değimlidir ölüme karşı yaşımın aşılarının buluşu!

 

 Tanrım, yel rüzgâra dönüşüyor. Rüzgâr bedenimi ne güzel üşütüyor, ne güzel…

 Birazdan gideceğin bir kulübenin oluşu ve kapılarının arasından girecek rüzgârın bedeni yalayışı ne hoş ve ne büyük bir heyecan!

 

                                                                                           BARIS

02 Eylül 2008

 

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-02-16 13:31:36
    Konu: merhabalarr..
    gizliben.
    bloguma yapdıgınız ziyaret için tsklerr..blogunuzu gezdim gercekden harika dolu bir blogg emeklerinize saglıkk..bir istanbullu olarak ist sevginize düşkünlügünüze katlılyıorum...şu an bende tekirdagda ikamet ediyorumm..ama istanbulun yeri baskaa..g.üzre kolaylıklar dilerim..siz radyo blogumuz gelmişsiniz esas blogum selmahlc.blogcu.com dur su an ara verdim biraz..g.üzre h.kalinn

    *************
    Demek ki emeklerim işe yaramış:)) Yaptığın işin beğenilmesi ve bir kültür
    olarak aktarılması çok hoş bir duygu.

    Selam olsun size.Saygılar


    Düzenleyen BARIS59 gün: 16/2/2009 saat: 18:08

    Bağlantı »

  2. Yazan: yapraksarma | Tarih: 2008-09-12 11:01:13
    Konu: merhaba
    sizi bloguma davet etsem belki canınız cadı görmek istemiştir.Sevgiyle

    ------------------
    Ne cadı mı? :)) Tanrı insanı cadılardan korusun ! :))

    Hadi sözü biraz tatlıya bağlayalım: Tatlı Cadıları üzmeyelim...

    Düzenleyen BARIS59 gün: 12/9/2008 saat: 11:58

    Bağlantı »

  3. Yazan: antartika | Tarih: 2008-09-11 21:32:40
    Konu: zıtlıklar
    Çok doğru bir yazı, Marksizm hakkında çok fazla bir şey bilmesem de zıtlıkların birliği diye bir teori Marks amcanın:) bile dikkatini çektiğine göre bu işte gerçek payı var olmalı...zıtlıklar olmasa bazı şeylerin kıymetini de bilmezdik diye düşünüyorum, gece olmasa gündüzün, soğuk olmasa sıcağın, kötülük olmasa iyiliğin, nefret olmasa sevginin kıymetinin bilinmeyeceği gibi...umarım başımızdakilerin simit satar gibi din satmaları da, gerçek dindarların gözünü açar, aradaki ZITlığı görürler:))
    selam ola...

    -----------
    :))

    Farklı düşüncelerin farklı güzellikleri ve farklılıkları doğurduğu bir gerçek!

    Her doğan canlı, nesne: güzel bir koku ve sarılım demek değil mi?

    Bu arada, pc arızasını giderip bir an önce blog kültürünün gerçek dostulğu ve
    samimi ,bilgilendirici dünyasına katılmanız çok sevindirici.

    Katı ve kuralcı ve ezberci dünyamız sürekli titreme içinde ve sürekli sancı
    ürettiği sürece: GÜLMEKTE AYIP, AĞLAMAKTA... YA SEVMEYE NE DEMELİ

    TANRIM !

    Düzenleyen BARIS59 gün: 12/9/2008 saat: 08:41

    Bağlantı »

  4. Yazan: antartika | Tarih: 2008-09-11 21:25:57
    Konu: NİHAYETTT:))))))))
    Barış bey gözünüz aydın, yorum yapma kısmı düzelmiş, çok sevindim gerçekten, daha yazınızı okumadan önce yorum yaz kısmına baktım, hani çalışıyor mu çalışmıyor mu diye...baktım çalışıyor, birazdan yazınızı okurum tekrar yorum yaparım:)))))aaa, ay çok sevindim yaaa:)))

    Bağlantı »