5/9/2008
ZIP ZIP
ZIP ZIP Yakıcı gün sıcağının klimalı serin: işgünü sona erdi. Aranası özgürlüğümün “baba” olmanın sorumlu, sorumluluğu ağır bastı. Aitlik içindeyseniz bir yerlere ve toplumsal bir birlikteliğin baskıya dönüşmüş evliliklerindeyseniz: mecbursunuz ağırdan almaya, mecbursunuz. Ele bir de Doğa Irmak gibi bir kızınız varsa ve verilen sözü asla, ama asla unutmuyorsa: mazeretiniz hiçbir şekilde kabul görmeyecektir. İş günü, eve gelmiş olmanın yüz, el temizliğinin rahatlığı tatlı bir haylazlığın miskinliğini hazırlamak üzereydi ki; Doğa Irmak (sevgili küçük kızım) hatırlatmasını yaptı; “ Hani sahile gidecektik. Hani zıp zıpa gidecektik” Doğa, gezi meraklısı bir çocuk. Çocuk olup, oyuncakları ile oynamak ve çocukluk yapmak: sanki onun çocukça işi değil! Zıp zıp en sevdiği eğlencelerden birisi! Hani çocukların, güvenle hopladıkları ve zıpladıkları harika çocukça ter attıkları yer! Çaresiz, Doğa Irmağın seslenişine el uzattım. Soyunduğumun tam tersi, giyinmenin mücadelesini verip, yollara düştük. Doğa’nın sıkkın hali geçmiş, yürürken tüm meraklı sorularını bana yöneltiyordu. Sevdiği yere ve yöne giderken, hep böyle yapıyor bu çocuk. Birden anlayışlı oluyor. Ne çocuk ama! Zıplamanın mekânına, müzikle eğlencenin çocuk çığlıkları arasına geldik. 1 YTL ücreti ödeyip, Doğa’yı güvenli zıplamaya teslim ettim. O kadar güzel zıplıyor ki, sanki ölesiye bir zevkin son tangosunu yapıyor. Zamanını hiç aksatmadan değerlendiriyor. Çocuklar arasında zıplama yarışması yapılsa, zamanını en iyi kullanan ve zıplayan: Doğa Irmak olurdu herhalde. Arkadaş bulmakta hiç gecikmeyen Doğa, kendinden küçük bir kıza, şirin tebessümünü ve o düşünce kaldırma eğlemeni yapıyordu. Çalan müziğin ritmi, çocuklardan çok beni de oyalıyor ve tempo tutmama neden oluyordu. Zaman olmayan akışını yaptı sayılırken; Bir anne ve iki kızı geldi. Donuk yüzlü sanki maske takmış bir annenin belirsizliğini taşıyordu. İki kızı da, zıp zıpın neşesine karıştı. Küçük kızın, sıska vücudu, Afrikalı çocukları anımsattı. O kadar sıska ve o kadar bakımsız ki, dikkat çekici bir burukluk yaşadım. Kırmızı ince bir don ve üstüne alakasız kırmızı bir etek giydirilmişti. Bacaklarına yapışmış don, bacaklarının inceliğini de dışa vuruyordu. Bakımsız giysileri ve sıska bedeni kocaman bir baş ile tamamlanıyordu. Siyah gözlerin, siyah ten ile sıska bir bedene yapışmışlığının resmi: tam karşımda çocukluğunu yaşıyordu. Görünen o ki, küçük çocuk: çocuk olmadan büyümüş, kartlaşmış bir yüze sahip olmuştu. Beli ki gülmekten çok ağlamıştı. Küçük beden tam karşımda, sıska olmasına inat: zıplıyor, bir oraya, bir buraya kaçışıyordu. Bedenin bakımsız görüntüsüne karşın, inanılmaz parlak ve siyah saçları vardı. Sanki Tanrısal bir özrün sunumuydu küçük kıza! Düz kesilmiş, siyah ve uzun saçlar: kızın tüm sıçramalarına, eğilip bükülmelerine rağmen şekillerini bozmuyorlardı. Asil ve alımlı ve kararlı parlaklığını “göz alıcı” bir şekilde gösteriyorlardı. Küçük kız, zıplamaya yeni başlamıştı ki, annesine seslendi; “anne, donum düşüyor” dedi. Belli ki, düşen don, sıska bacakların yukarı çıkışını engelliyor ve düşecek don da, utanmaz bakışların, baskısını yapıyordu. BARIS 
Kamera; Barıs 2008 Mecidiye-Keşan
Sarı beyaza,beyaz yeşile : bu kadar güzel mi yakışır!
Uyumluluk baş döndürüyor, gönül sarhoş ediyor...
Kamera; Barıs 2008 Ganos Tepesi ve Marmara Adası ve de,
şehirleşmenin, talan ve yalanların balıklarını bitirdiği
Marmara Denizi.
Ganosları özlediğimi hissediyorum.Beni mi çağırırlar
ne! :)) 
Kamera; Barıs 2008 Kumbağ-Tekirdağ
Vazgeçemediğimiz bölgenin,aitlik içinde AİT olduğumuz
yer.Şanslı bir gündeyseniz, yunusların gezintisini de izlemenin
bedava keyfini sürersiniz.
Kamera; Barıs 2008 Gelincikler
Güzel gelincik, narir ve nazlı gelincik! Sizleri gece vakti
hangi haylaz el-ayak ve beden rahatsız eder?
Gelincikler çoktan yok oldu.Dönüşümün tekrarlanan
döngüsü içinde, bir daha ki yaz ayını beklerler.
Yüzünde hiçbir duygunun belirtisi olmayan, nerdeyse yüz hataları donmuş olan anne; kendinden beklenmeyen “harika “ bir zekânın sunumunu yaptı. Başındaki eşarbı çıkarıp, sıska bacaklı küçük kızın donunun üstüne sıkıca sardı. Sıska beden, harika bir sevinç ile zıplamaya geri döndü. Aynı sıskalık ile ve aynı parlak “asil” saçların parlaklığı ile müziğin temposuna ayak uydurdu.
Donuk yüzlü annenin, pratik buluşu, belki İNSANLIK için bir şey değildi. Fakat o sıska bedenli ve parlak siyah saçlı küçük kız için ÖNEMLİ bir şeydi.
Nice önemsiz saydığımız, bundan ne olacak dediğimiz küçücük şeylerin: bazıları için ne kadar BÜYÜK ÖNEM taşıdığını unutmamak ne güzel ve ne harika bir şey…
Konu: merhaba
Böyle pratik fikirleri olan bir kızkardeşim var.Hayran olmuşumdur hep.Ben her zaman panikler elim elime dolaşır bir durumda düşünürken o hemen güzel bir buluş icat edip durumu kurtarır..Ben herşeyi hazır alırken o mutlaka kendince bir yöntem üretir.
********
Selam olsun o kızkardeşe, selam olsun...
Düzenleyen BARIS59 gün: 8/9/2008 saat: 08:39
Bağlantı »
Konu: Cicekler
Dünyanin en güzel cicekleri cocuklarimiz, Yeniyeni yeseren bir fidana iyi bakarsaniz, büyüp agac olduklarinda güzel meyvalarini alirsiniz.
sevgiyle kalin
Cok uzaklardan slm ola
************
Alırsınız elbet, alırsınız... Hoş geldiniz, hoş..
Düzenleyen BARIS59 gün: 7/9/2008 saat: 13:01
Bağlantı »