YORGUN GENÇLER

KÜÇÜK ÇAMLICA

Kamera; Güven  Nisan 2009     KÜÇÜK ÇAMLICA

                           Çam ağaçları,kamışlar,çiçekler ve diğer
                bitkiler bir olup, kendi doğal ormanını yaratmışlar.


ÇAMLICA PARKI

Kamera ; Güven   Nisan 2009   K.ÇAMLICA PARKI

                    Tam halkın keyif alacağı bir yer.Yeşil ve gölgeler yüksek
             çam ağaçlarının dostluğu ile bir olmuşlar.Bu işe en fazla
             çocuklar seviniyor.

                  Fazlalıklarının hatırına eleştiri yapmıyorum bu sefer:))


LALELER

Kamera; Güven  KÜÇÜK ÇAMLICA

              Bu parkın efendisi laleler olmuşa benziyor... Fakat, gerçek efendi;
         çamları yok saymak, büyük hata olur hani:))

              Sümbüllerin vakti geçmiş ama kokuları hâla baş döndürüyor...
          Az olan erguvanlar çok özel bir duruş yapıyorlar... Erguvanlar; görsel
          bir şov ve kokusal bir haz bırakıyor...

SAVAŞIN DEĞİL,BARIŞIN ŞEHRİ; İSTANBUL

Kamera; Güven   1453 Panorama İstanbul  Müzesi

                     Kendimi gözlem evine giriyor sandım.Çok özel bir mekân...

                    Yeni açılan müze; dünyanın en büyük panorama müzesiymiş...

                    Keyif almış, sevinmişem...

1453 PANORAMA MÜZESİ

Kamera; Güven Nisan 2009     Panorama 1453 İstanbul

                          İstanbul Fethi ediliyor. Devasa resim, ve çevre düzeni;
            seslendirme ile birlikte sizi o zamana getiriyor...
İstanbul'un Fethi

Kamera; Güven       1453 Panorama İstanbul

                      Müze eski Topkapı garının olduğu yere kurulmuş.
            Güzel bir park içinde, değişik bir mekân.Fakat hafta sonu
            acemi müzecilerin sıkıştırılmış programı; sizide sıkıştırmaması
            için; hafta içi gitmeyi düşünün derim...

1453 İSTANBUL PANORAMA MÜZESİ

Kamera; Güven         1453 Fethi Manzarası

                          Çok yeni olan müze; bu alanda ses getireceğe benziyor.
             Son teknolojik gelişmelerin katkıları ile tarihi bir dönemin
             devasa bir manzara ile anlatılması; üç boyutlu bir resim yapılması;
             benim gibi gezgine,meraklıya iyi geldi:))
VAZGEÇİLMEZ PANORAMA

Kamera; Güven Nisan 2009  SultanAhmet Camii

                    Meydan, yüzlerce yılın korkulu, tuzaklı zamanlarına inat;
          şimdi halka gülüyor... Sanıyorum ömrüm yettiği sürece, bu meydana
          uğramadan yapamayacağım ben...Bir şey var bu meydanda ve bu
          şehirde beni çeken... Bir şey ...

HAGİA SOPHİA

Kamera; Güven     Nisan 2009  Hagia Sophia   

                        Vazgeçilmez mekân... Daha kim bilir kaç kez
             geleceğim ve "iç" çekeceğim... Paha biçilmez tarihi,mimarisi
             neden rehperlerin eşliğinde sunulmaz ; neden? Batılı turistler;
            her santimini merak ederken; Biz şaşkın... Biz ürkek... Biz...

AYASOFYA (MUHTEŞEM ESER)

Kamera; Güven             Ayasofya iç mekân

                                   Görkemli ve güzel görünüşlü sütunlar; ırklar,dinler
                       ötesi bir görüntü sergiliyor.

Hagia Sopiha iç mekan

Kamera; Güven Nisan 2009   Hagia Sophia   

                 Bir dönem Bizans ve sonra Osmanlı'ya yakın olma şansı
           vermiş! Kime mi? Tanrıya...Cumhuriyet dönemi ile müze olmuş...

                Bu yapı, bu güzellik; alışkanlık yapıyor. Bahçesinde çay yudumlayıp
          bir de öyle izlemek, ayrı bir huzur veriyor... 

                GALATA

Kamera; Güven     Nisan 2009      Eminönü'nden Galata'ya bakış

                       Gezgin ruhunuz doydu,bedeniniz yorulduysa; ağır ve hak etmiş
                olarak Galata köprüsüne yaklaşınız. Size uygun bir lokantaya girip,
                size uygun bir tabak balık ve bir şişe içecek alıp; kalkan vapurları,
                koşuşturan insanları; keyif ve huzur alan, hâla yaşamakta olan
                insan gözü ile izleyiniz...

                       Ne mi bulacaksınız ? Belki koca bir hiç... Belki hikayenizin
              yeni başladığını söyleyen bir yazarın kalemi, belki de şairin mısraları
              olacaksınız; kim bilir...



YORGUN GENÇLER

 

  Ağır çantaları, iki büklüm bakışları ile geçiyor yorgun gençler. Kiminin pantolonu moda diye yırtılmış. Kiminin kulakları yetmezmiş gibi, burnu da küpe ile dolmuş… Saç-sakal birbirine karışmışta özgürlüğün sembolü olamamış yorgun gençler…

 

   Nasihat veririz laf icabı gençlere; “biz sizin zamanınızda şöyleydik, böyleydik.” diye… Nasihat veririz de, gençlerin yorgun halini anlamak istemeyiz. Hazır söz açılmışken gerçekten de bu gençler neden yorgun?

 

  Uygarlığın eğitime-öğrenime açılan bilgisi diye yüklendik gençlere! Eğri-doğru bir sürü bilgi sunduk gelecek diye. Ulusal medyamız, binlerce kaza-katliam-korku-dehşet olaylarını ardı ardına verdi haber diye! Ucu olmayan, düşünceyi şekillendirmeyen, renklendirmeyen bilgilerin haberlerin olgunlaştırdığı, hatta ihtiyarlattığı gençler; elbette yorgun olacak…

 

  Oyun çağarında okul ve servis koşuşturmalarında büyüyen ve meziyeti, öğrenmeyi sadece kitap bilgisi olarak yiyen bu gençler; elbette yorgun ve bitkin olacak… Birde yetmezmiş gibi, onlardan bizleri anlamalarını isteriz! “biz neydik zamanında… Ne açlıklar, yokluklar gördük. Bizlerin pantolonları yamalaydı, elektrik yoktu, televizyon, bilgisayar yoktu…” gibi onlarca cümleyi verir veriştiririz…

 

  Dostlar, ister sağdan, ister soldan, ister üstten bakın! Bu gençler yorgun ve bitkin. Anlaşılmak ve özürlü eğitim-öğretim sistemimizden bir an önce kurtarılmak istiyorlar. Oyun, spor, sanat yerini sadece ezber bilgiye, öğüde bıraktıysa; vay benim gençlerimin “genç” haline…

 

  İstediğiniz ödülü, eşyayı armağan edin; sevgi, arkadaşlık, oyun, spor, sanat yeri doldurulamaz bir şekilde hep kalacaktır. Hangi mesleğin yükselen değeri olurlarsa olsunlar; bu genç insanlarda eksik kalan bir yan olacaktır…

 

  Kendi geçmişimiz, yokluklarımızı, sefaletlerimizi tarif ederken, aynı tariflerin içinde nasılda mutlu olduğumuz da anlatmalıyız. Evet, bu halkın kırk yıl öncesinde eşyası, yiyeceği çok azdı. Bilgisayarı, televizyonu, cep telefonu yoktu. Pantolonu yamalıydı belki! Eksiklerin, acıların hiç birisi tek taraflı yaşanmıyordu. Toplumun her bireyi aynı çilenin mutlu insanlarını oluşturuyordu.

 

  Belki pantolonu yamalı, akşam yemeği bir tarhanadan ibaretti! Fakat sofrada beşkardeş aynı tabağa kaşık daldırma, oyalanılırsa aç kalma telaşı vardı. Aynı yatakta yan yana kardeşliğin beden temasları, kokuları, sarılışları ve paylaşımları vardı. Komşu komşunun tuzuna-yağına muhtaçtı. Ve komşu komşuya gülmek, kucak açmak zorundaydı. Çünkü her an kendi de bir kucağa, merhamete ihtiyaç duyuyordu…

 

  Sorarım size; daha üç yaşında bilgisayar, cep telefonu, yatak odası, elektronik oyuncaklar ile tanışmış, çikolata yemekten gına gelmiş bir genç; nasıl yorgun olmasın? Aşkı 10 yaşında yaşamış, bedenlerin dokunuşuna bolca fırsat vermiş ve televizyonu, gazeteyi açınca; yaşamdan çok ölüm haberi görmüş bu gençler; yorgun, hatta bıkkın olmasın mı?

 

  Aşk ve sevme sözcüğünü bir gecede bin kez tekrarlamış, msn, cep telefonu icadı ile vazgeçilmez bir köprü kurmuş bu gençler; yorgun olmasın mı?

 

  Adam olmayı sadece para kazanmak ile birleştirdiğimiz, sporun içine çekemediğimiz gençlerimizin yorgun ve bıkkın olması gayet tabii. Bir yandan tıbbın insana açılan kapısı, ömürleri uzatmak, insana denen canlıyı bu dünyada daha fazla bırakmak için uğraşsın; bir yandan da; gençliklerini yaşamadan yorgun ve bıkkın gençleri çoğaltalım. Olacak iş değil bu…

 

 İnanın dostlar; bu gençler bizim oyunlarımızı, gülüşlerimizi, çeşme başı sevdalarımız, sabırla beklenen mektuplarımızı görselerdi; çoğu teknolojisi bol olan bu zamana gelmek istemezlerdi.

 

Başımızı kaldırıp, başka uygarlıkların, dünyaların çocuklarına da bakmalıyız. Çocuklara emanet edilen gelecek; zaten doğal ve mecburiyetten devredilmeyecek mi? Mecburiyeti hastalıklı, sancılı hale getirmek yerine; sağlık ve huzur ile destekleyip yaşlılığın da keyifli bir şey olduğunu anlatmak; daha iyi, asil bir son değil mi?


  Hoş ; onlar genç olmadan yaşlı ve olgun hale gelmişliğin hoş ve boş bilgeliğini zaten
yaşamıyorlar mı? 

 
Saçı-sakalı, küpesi birbirine karışmış, çantası eğri-büğrü bilgilerin çokluğundan ağırlaşmış ve bedene kambur kir yük haline gelmiş; bu gençler, yorgun ve bitkin dostlarım…

 

 

 

                                                                                                        Güven

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !