3/10/2009
VE PERDE AÇILDI

Kamera; Güven TEKİRDAĞ YELKEN KULÜBÜ
Küçük yelkenciler onlara sunulan imkanlar ile
harika bir gösteri yapıyorlar...
Hayat,sen neresinden bakarsan bak; erdemli ve
iyi bir düşünür olan insana, sürekli gösteriler
sunuyorsun. Teşekkürlerimi borç bilirem...
VE PERDE AÇILDI
Devlet tiyatroları 60 yaşına girdi. 1 Ekimden itibaren de “perde” dediler. Tiyatro binası ve ekibi olan illere imrenmişimdir. Ne büyük bir ayrıcalık sahibiler. Ülkemizde bulunan birçok tarihi harabelerde tiyatrolar iyi ve korunmuş durumdadır. Bu da gösteriyor ki, tiyatronun geçmişi çok eskilere gidiyor.
Tiyatro, Yunanca (theatron) yani “görme yeri” sözcüğünden gelmektedir. Bilinen ilk tiyatro gösterimleri M.Ö. 534 yıllarına kadar gidiyor.
Devlet Tiyatroları 60. yıllarının geçmişine ve perde açılışlarına bir şükran bilip; bir duyuru, bir reklâm vermişler. Birkaç cümle ve kelimeden oluşan sunumları; belki de bize tüm hayatımızı, hayat felsefemizi çok kısa bir zaman süresi içinde hatırlatıyor ve anlamlandırmaya çalışıyordur…
Devlet Tiyatroları 60 yaşını 1 Ekim tarihinden itibaren “perde” demekle başlatmış oldu. Bu yılki sahnelenecek oyunlarında onlara bol şanslar, bol izleyiciler diliyorum. İnşallah şehri Tekirdağ’ımıza da bol bol tiyatro gelir, bizde tiyatronun ince çizgisine bir kez daha dokunuruz.
İnce bir çizgidir sahne ile hayatı ayıran… Böyle bir başlangıç yazısı ile tanıtım hazırlamışlar. Ve devam ediyorlar;
Gitmek-kalmak
Bilgelik-delilik
Şüphe-güven
Çok-az
Özgürlük-tutsaklık
Konuşmak-susmak
Olmak-olmamak
Varlık-yokluk
Diye noktayı koyuyorlar. Gerçekten de “ ince bir çizgidir sahne ile hayatı ayıran.” Kimimiz belki de her gün kendi sahnemizde kendi tiyatro sanatını yapıyoruzdur bilmeden. Ve kimimiz de tiyatro yaparken, kendi hayatımızı oynuyoruzdur bilerek…
İnsana yani bizlere ait tüm güzellikleri, çirkinlikleri, erdemleri, erdemsizlikleri sahneleyen tiyatro ekipleri; tam bir görsel şölen içinde bizlerin gözleri önünde oluştururlar sanatlarını. Yaptıkları gösterinin o anki tekrarı yoktur. Her şey gözlerimizin önünde olup biter. Ve sahne bizi içine alır, biz sahneyi içimize çekeriz. Haniden güler ve çok yakın zaman içinde ağlaya biliriz. Tiyatronun görselliği, ışık ve müzikle desteklenir. Ve inanılmaz işler birkaç saat gibi kısa zamanda var olur; yok olur…
Ve “perde” açıldı. Yine onlarca oyun, yüzlerce kostüm, prova, alın teriyle ıslanan bedenler; alkış için, sanat için var olacaklar. Yine her zamanki gibi yollara düşüp, tiyatroyu bir fazla sevdirmeye çalışacaklar.
Kahvehane kültürümüzün kısır döngüsü sanat-tiyatro anlayışımıza da geçmiş durumda. Ne hazindir ki şehri Tekirdağ’ımıza gelen tiyatro sayısı 10 taneyi bulmuyor. Bazı şehirlerimizde gösterime giren oyunlar yüzlerce olurken, büyük çoğunlukta on tene yi bile bulmuyor. Elbette sığınacağımız mazeretler oldukça okkalı.
Ya bilet fiyatlarını mazeret göstereceğiz, ya da asil bedenimizin meşgul olduğunu! Neyse bu güzel yazıya, karamsarlığı ve şikâyeti bulaştırmayalım. Hazır kutlamaktan, sanattan söz ederken, sanatın derinliklerinde gezinelim…
Ne güzel ifade etmişler değil mi; Olmak mı? Olmamak mı? Varlığımızın en güzel gösterimi; olduğumuzun farklı farkında lığını sunmaktan geçiyor. Ama her gün alışıla gelmiş eylemleri yaparken ve alışılagelmiş sözler içinde olduğumuzu gösterirken; nasıl bizi oluşturan ismi ve bedeni farklı kılabiliriz ki? Nasıl?
Hangimizden geriye kalacak bir işaret; bizden sonra hatırlanmamızı sağlayacak? Geride kaç şiir, kaç şarkı sözü, kaç resim, fotoğraf bıraktık. Geride kaç hikâye, makale, söyleyişi bıraktık…
Bırakmadığımız, bırakamadığımız o kadar çok şey var ki; en iyisi bıraktıklarımızı hatırlayalım keyfimizi bozmadan.
Şikâyetleri, güvensizlikleri, şüpheleri bıraktık. Ve yine doymadan, tutsaklıkları, küskünlükleri, suskunlukları bıraktık.
Konuşmak mı? Susmak mı? Sanırım her iki eylem de seçilecek en uygun zamanda alkış alacaktır. Konuştuğumuzu sandığımız birkaç kelime ve birkaç cümleyle, kavga ve kargaşaları bir kenara bırakıp; bizi biz olarak gösterecek insanı insanca insanlığa davet edecek Devlet Tiyatrolarımızın 60.yılını bir kez daha kutluyor; lütfen tiyatroya gidin diyorum… Lütfen! Güven
Konu: PARDON..
Acaba sitenize fotograf kutucuklarini nasil eklediniz?yani embed kodunu nasil aldiniz,ogrenebilir miyim/
************
Negatif Com sayesinde ekledim. Üye olursanız aynı yardımı ala bilir,
fotoğraflarınızı da yayınlaya bilrisniz. Hem negatif com da, hem de blogcuda.
Düzenleyen BARIS59 gün: 15/10/2009 saat: 17:01
Bağlantı »
Konu: Tiyatro
Çok güzel yazmışsınız, çok güzel anlatmışsınız herşeyden önce. Yazınızı okuyunca Ankara'da olduğum için kendimi şanslı saydım, 1 Ekim'de ben de kendi adıma bu sezonun perdesini açtım ve ilk olarak geçen sezon da oynayan "Genç Osman"'ı izledim. Muteşem bir oyundu, herkese şiddetle tavsiye ederim. Aslına bakarsanız ne fiyat ne de zamansızlık tiyatroya az zaman ayırmada bir mazaret olamaz. Öğrenciyken şu andaki kazancımın çok altında rakamlarla geçinmeye çalışırken hiçbir oyunu kaçırmazdım, sezondaki bütün oyunlara, en uzakta yer alan sahnelere bile dolmuş, otobüs ne bulursam atlar giderdim. Bir zaman koptum tiyatrodan sonra baktım artık ulaşım anlamında bir sıkıntım yok, bilet ücreti derseniz sadece 6 T.L., bilet almak için gişeye kadar gitmeye dahi gerek yok, internetten oturacağınız koltuğun numarasını seçinceye kadar biletinizi temin edebiliyorsunuz. Bir tek kalıyor geriye zamansızlık, bu da istenirse yaratılabilecek birşey, haftada sadece 2,5 saat insanın kendisi için çok bir zaman değil. Üstelik de bu, keyifle izlenen ve bence sanatların en güzelinden biri tiyatro içinse.
1 Ekim'e ilişkin reklamları ben de panolarda gördüm bu ara bolca, ve çok beğendim. Tiyatroyu çok iyi özetleyen ölçülü bir ilandı. Bir yandan hayatın da bir tiyatro sahnesi olduğuna vurgu yapan ve sahnede sergilenen oyunların gerçek yaşamda yaşadıklarımızdan çok da farklı duygular içermediğini de gösteriyordu reklam.
Başta size ve tiyaroyu seven herkese bol seyirli bir sezon diliyorum.
***********
Sanatın harika sençeği tiyatro; insanı diğer insanlığa getiriyor. Ama insan,
diğer insanlığa daha zaman var deyip; kendi soylu mazeretlerini üretiyor.
İnsan, ne garip yaratık. Kimi yüzyıl ötesini yaşarken, kimi iki yüzyıl gerisini
yaşamayı bir borç biliyor.:))
Ankara'nın keyfini çıkarın lütfen:))
Saygılarımla
Düzenleyen BARIS59 gün: 10/10/2009 saat: 10:46
Bağlantı »
Konu: Tiyatro
Uzun bir aradan sonra merhaba...
Bağ, bahçe gezmeler derken uzak kaldık bu sıcak sayfalardan..Bu sene Ayvalıkta tiyatro seyret şansımız çok oldu,umarım bu kış istanbulda da gitme şansımız olur..
Sevgi ve sağlıkla kalın...
****************
Öyle sanıyorum ki anlatacak çok anı, paylaşacak çok fotoğrafınız birikti.:))
Saygılar efendim.
Düzenleyen BARIS59 gün: 5/10/2009 saat: 08:51
Bağlantı »