VE PERDE AÇILDI

YELKENLERİN BÜYÜLÜ DÜNYASI


Kamera; Güven            TEKİRDAĞ YELKEN KULÜBÜ

                       Küçük yelkenciler onlara sunulan imkanlar ile
               harika bir gösteri yapıyorlar...

                      Hayat,sen neresinden bakarsan bak; erdemli ve
               iyi bir düşünür olan insana, sürekli gösteriler
               sunuyorsun. Teşekkürlerimi borç bilirem...





VE PERDE AÇILDI

 

   Devlet tiyatroları 60 yaşına girdi. 1 Ekimden itibaren de “perde” dediler. Tiyatro binası ve ekibi olan illere imrenmişimdir. Ne büyük bir ayrıcalık sahibiler. Ülkemizde bulunan birçok tarihi harabelerde tiyatrolar iyi ve korunmuş durumdadır. Bu da gösteriyor ki, tiyatronun geçmişi çok eskilere gidiyor.

 

  Tiyatro, Yunanca (theatron) yani “görme yeri” sözcüğünden gelmektedir. Bilinen ilk tiyatro gösterimleri M.Ö. 534 yıllarına kadar gidiyor.

 

  Devlet Tiyatroları 60. yıllarının geçmişine ve perde açılışlarına bir şükran bilip; bir duyuru, bir reklâm vermişler. Birkaç cümle ve kelimeden oluşan sunumları; belki de bize tüm hayatımızı, hayat felsefemizi çok kısa bir zaman süresi içinde hatırlatıyor ve anlamlandırmaya çalışıyordur…

 

  Devlet Tiyatroları 60 yaşını 1 Ekim tarihinden itibaren “perde” demekle başlatmış oldu. Bu yılki sahnelenecek oyunlarında onlara bol şanslar, bol izleyiciler diliyorum. İnşallah şehri Tekirdağ’ımıza da bol bol tiyatro gelir, bizde tiyatronun ince çizgisine bir kez daha dokunuruz.

 

  İnce bir çizgidir sahne ile hayatı ayıran… Böyle bir başlangıç yazısı ile tanıtım hazırlamışlar. Ve devam ediyorlar;

 

  Gitmek-kalmak

  Bilgelik-delilik

  Şüphe-güven

  Çok-az

  Özgürlük-tutsaklık

  Konuşmak-susmak

  Olmak-olmamak

  Varlık-yokluk

 

  Diye noktayı koyuyorlar. Gerçekten de “ ince bir çizgidir sahne ile hayatı ayıran.” Kimimiz belki de her gün kendi sahnemizde kendi tiyatro sanatını yapıyoruzdur bilmeden. Ve kimimiz de tiyatro yaparken, kendi hayatımızı oynuyoruzdur bilerek…

 

  İnsana yani bizlere ait tüm güzellikleri, çirkinlikleri, erdemleri, erdemsizlikleri sahneleyen tiyatro ekipleri; tam bir görsel şölen içinde bizlerin gözleri önünde oluştururlar sanatlarını. Yaptıkları gösterinin o anki tekrarı yoktur. Her şey gözlerimizin önünde olup biter. Ve sahne bizi içine alır, biz sahneyi içimize çekeriz. Haniden güler ve çok yakın zaman içinde ağlaya biliriz. Tiyatronun görselliği, ışık ve müzikle desteklenir. Ve inanılmaz işler birkaç saat gibi kısa zamanda var olur; yok olur…

 

 

  Ve “perde” açıldı. Yine onlarca oyun, yüzlerce kostüm, prova, alın teriyle ıslanan bedenler; alkış için, sanat için var olacaklar. Yine her zamanki gibi yollara düşüp, tiyatroyu bir fazla sevdirmeye çalışacaklar.

 

  Kahvehane kültürümüzün kısır döngüsü sanat-tiyatro anlayışımıza da geçmiş durumda. Ne hazindir ki şehri Tekirdağ’ımıza gelen tiyatro sayısı 10 taneyi bulmuyor. Bazı şehirlerimizde gösterime giren oyunlar yüzlerce olurken, büyük çoğunlukta on tene yi bile bulmuyor. Elbette sığınacağımız mazeretler oldukça okkalı.

 

  Ya bilet fiyatlarını mazeret göstereceğiz, ya da asil bedenimizin meşgul olduğunu! Neyse bu güzel yazıya, karamsarlığı ve şikâyeti bulaştırmayalım. Hazır kutlamaktan, sanattan söz ederken, sanatın derinliklerinde gezinelim…

 

  Ne güzel ifade etmişler değil mi; Olmak mı? Olmamak mı?  Varlığımızın en güzel gösterimi; olduğumuzun farklı farkında lığını sunmaktan geçiyor. Ama her gün alışıla gelmiş eylemleri yaparken ve alışılagelmiş sözler içinde olduğumuzu gösterirken; nasıl bizi oluşturan ismi ve bedeni farklı kılabiliriz ki? Nasıl?

 

  Hangimizden geriye kalacak bir işaret; bizden sonra hatırlanmamızı sağlayacak? Geride kaç şiir, kaç şarkı sözü, kaç resim, fotoğraf bıraktık. Geride kaç hikâye, makale, söyleyişi bıraktık…

 

  Bırakmadığımız, bırakamadığımız o kadar çok şey var ki; en iyisi bıraktıklarımızı hatırlayalım keyfimizi bozmadan.

 

  Şikâyetleri, güvensizlikleri, şüpheleri bıraktık. Ve yine doymadan, tutsaklıkları, küskünlükleri, suskunlukları bıraktık.

 

 

Konuşmak mı? Susmak mı? Sanırım her iki eylem de seçilecek en uygun zamanda alkış alacaktır. Konuştuğumuzu sandığımız birkaç kelime ve birkaç cümleyle, kavga ve kargaşaları bir kenara bırakıp; bizi biz olarak gösterecek insanı insanca insanlığa davet edecek Devlet Tiyatrolarımızın 60.yılını bir kez daha kutluyor; lütfen tiyatroya gidin diyorum… Lütfen!                                                                                                                               
      Güven

 

 

 

   

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !