UNESCO DANSI


EDİRNE FAYTON GEZİNTİSİ

Kamera; Güven   Edirne- Fayton Gezintisi

                                   Tarihi Edirne şehrine ayrı bir görüntü
                       katmış olan faytonlar; trafik içinde hayli
                       zorlanıyorlar.

                                    Belirli güzergâhlar sadece faytonlara
                       ayrılmış olsaydı çok daha güzel olurdu.
                       Yinede tarihi Edirne şehrini faytonla dolaşmak
                        güzel olur diye düşünüyorum.

                                    Faytonlar deyince Büyük Ada faytonları
                        ve ada turunu anmamak olmaz yani :))

                                  

EDİRNE SOKAKLARI

Kamera; Güven               Edirne Sokakları


                               Trafiğe kapatılmış sokak, sıralanmış gıda ve
                      eğlence işyerleriyle rahat ve huzurlu bir seçenek
                      sunuyor.

                                Bu sokakta dolaşırken kendimi bir an için,
                       bir Ege kasabasında dolaşıyormuş hissine kapıldım.

                               Güzeldi, keyifliydi, görsel bir gösteri içindeydi.
                        Ama gece de görmek isterdim doğrusu :))






UNESCO DANSI

 

  Bu dans nereden çıktı diyen seslerinizi duyar gibiyim. Eğlence kültürümüze bir türlü yerleşmeyen dans; gelişmiş dünyanın en sevdiği rahatlama, huzur bulma eğlencelerinden birisidir.

 

  Dans etmek iyi gelir insana. Ruhunu bir başka ruhların figürleriyle buluşturur, müziğin nağmelerinde kaybolursunuz. Fakat burada anlatmak istediğim “dans” bu dans değildir. Aklımca ironi yapmak istedim…

 

  UNESCO,  bizim anlamlandırdığımız şekliyle; Birleşmiş uluslar eğitim, bilim ve kültür kurumu olarak bilinmektedir.

 

  13 yıldan bu yana UNESCO’da elçi olarak Türkiye’yi temsil eden Zülfü Livaneli, Ankara’nın yani; Dışişleri ve Kültür Bakanlığının dansına kurban gitti.

 

  UNESCO Genel Direktörlüğü seçiminde Zülfü Livaneli yerine Mısır adayını destekleyen Dışişleri Bakanlığı; çok ilginç bir mazereti harika bir gösterim ile halkımıza açıkladı.

 

  Güya Zülfü Livaneli resmen başvurmamış, Dışişleri Zülfü Livaneli’nin başvurma isteğini bilseymiş desteklermiş. Bu nasıl bir gösteri, bu nasıl bir danstır Allah aşkına! Zülfü Livaneli’nin adı; daha aylar önce geçiyor, tüm dünya tarafından biliniyordu. Ve tercihini bir başka ülke için yapıp, gülünç bir mazerete sığınmak; Dışişleri Bakanlığına yakışıyor mu? Kendi ülkenin insanını desteklemek, hangi geleneğin, hor görmüşlüğün seçeneğidir?

 

   Ne yazık ki, büyük bir oy çokluğuyla iktidar olmuş AKP tek başına iktidar sarhoşluğunu yaşama huyundan vazgeçmemiştir. Her olayda olduğu gibi, kapalı kapılar arasında ayrı işlemler yapılıp, dışarıda farklı söylemler ile savunmaya; yani haklı görünmeye çalışıyorlar. Fakat bu olayda haklılık nerededir. Bu işe kargalar bile gülmez mi?

 

  Dışişleri Bakanlığı güçlü iktidarlarının sarhoşluğu ile açıklamada bulunuyor;

 

  “ Zülfü Livaneli’nin, UNESCO Genel Direktörlüğü görevi için Bakanlığımıza intikal etmiş herhangi bir adaylık girişimi ve başvurusu yoktur.”  ve Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adnan Kesici devam ediyor;

  “Zaten hukuki olarak bu yıl UNESCO adaylığında sıra Ortadoğu ve Doğu Bloğu ülkeleriydi” nasıl bir mazeret ama!

 

  Böyle bir kuruluşa seçilmek için, işin sırası mı olur Allah aşkına! Hangi sıra ve hangi mazeret, kendi ülke insanının ülkemizi temsil etmesini engeller!

 

  Mademki böyle bir hukukilik ve sıra takip işi var; Ankara neden özür diliyor?

 

  Zülfü Livaneli’nin kendi yaptığı açıklamalarda; “ Gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse Cumhurbaşkanlığı’ndan bana telefon açtılar ve özür dilediler. Yetkililer bana diplomatik geleneğe uyarak, Mısır’a daha önce söz vermiş olduklarını söyleyerek sıranın Araplarda olduğu için Mısır adayını desteklediklerini söylediler.”

 

  Neresinden bakarsanız bakın Dışişleri Bakanlığının yaptığı tam bir “Kültür Dansı” dır. Ne söylemleri, ne yaptıkları tutuyor.

 

  ABD ve Fransa aydınlarının desteklediği Zülfü Livaneli, kendi ülkesinden Dışişleri Bakanlığından destek görmüyor.

 

  Kültür alanında, bilim-ilim alanında AKP hükümetinin politikaları hiç de şaşırtmıyor beni. Ve Zülfü Livaneli gibi tüm dünyanın tanıdığı ve politik görüşü belli bir insanın; AKP kadroları tarafından benimsenmesini de beklemiyorum doğrusu!

 


 
Zülfü Livaneli gibi bir sanatçı zaten dolu dolu bir hayat yaşıyor. Makamlara hasret, gösterişe hasret kalmış ve tatmin olmamış bir insan değil. Ama söz konusu ülkemizin temsili, tanıtımı ve ülke insanının öne çıkmasıysa; AKP neden bu dansı patinaj yaparak devam ettiriyor ben bunu anlayamıyorum…

 

                                                                                                                                                       Güven

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !