TARAF GÖRÜNEN KARŞI TARAFLAR

 

GÖKÇEADA

Kamera; Güven                   Tepe Köy-Gökçeada TAŞ EVLER

                                    Marifetli güzel insanların, bu diyarları sevmiş
                   zorunlu göç etmiş insanların yaşadığı diyarlar

                                     Taş evlerin hastasıyam! Eğer bir taş eve sahip
                   olmadan gidersem ; gözler bön bön bakacaktır doyamadığım
                   dünyanın taş ve insanın bir araya getirdiği sanata
...

GÖKÇEADA

Kamera; Güven                          GÖKÇEADA-ÇANAKKALE


                                   Bu küçük bebek daha 600 yaşları civarında. :)) 

                    Bu güzel diyarlar tam da güz zamanı çağırır beni! Tanrım, yine
                    o ses; doğanın makyaj yapmamış halinin erdemli sesi...



GÖKÇEADA

Kamera; Güven                     Gökçeada Tepeleri


                             Günün her saati farklı anlatımlar sunuyorlar. Bir de
             tepelerin dilinden anlasam! Ne hoş, ne harika olurdu. :))

Maria

Kamera; Güven                  Zeytinli Köyü -Gökçeada    Maria'nın Evi

                                    Güzel marifetli Maria'nın el emeği kurabiyelerini
                       özlemişem. :)) Selam olsun,sıhat olsun yetenekli, konuşkan
                       Maria'ya.


  

TARAF GÖRÜNEN KARŞI TARAFLAR



 

  Bu güzel toplumun en önemli sancılı taraflarından birisi de; taraf görünüp karşı taraf olmasıdır. Bazen de tarafsızlığın el değmemiş keyfine sarılmak isteriz. Herhangi bir yere gittiğinizde yeni birileriyle tanıştığınızda, size sorulan ilk soru; nerelisiniz? Kim olduğunuz ve nereli olduğunuz sizin fikirlerinizden çok önce; ayrı bir önem taşır; taraf görünen karşı tarafın canlılarına.

 

 
Taraf görünen karşı taraf olan bilge insanlar; her dönemin adamı-kadınıdırlar. Onlar siyaset sahnesinde, onlar medyada, onlar iş hayatındadır. Ve onlar bu güzel ülkenin soylu sahipleridir. Ama onlar, Kurtuluş Savaşında yoktur. Onlar Atatürk’ün yemek sofrasındaki yemek kültürünün ülke sevdasının felsefesinde yokturlar. Onlar batmış batırılmış, ayrıştırılmış, köhneleştirilmiş bölgelerimizin kan davalarında, gecekondu diyarlarında yokturlar.

 


 
Herhangi bir yere, sizi tanıyanların olmadığı bir yere gider, maç izlemek istersiniz. Yanı başınızda oturan kişi; “hangi takımı tutuyorsun” sorusu ile hangi renklere ait olduğunuzu merak eder; sizin spor felsefenizi merak etmeden önce. Ona göre sövüp sayacaktır gönlünce. Onun tuttuğu takım taraftarıysanız, belki de sizle el tokuşturacak, küfürlerin demlenmesinde size yardımcı olacaktır. 

 

 Taraf görünen ama ruhlarının baskın kültürü adına sürekli karşı taraf olanlar; size merhaba der demezler; “nasılsınız” derler en içten ve sevgi dolu meraklı gösterileriyle. Ve siz yorgun, bitkinseniz; size uzanan ele; iyi olmadığınızın rahatlamasını verirsiniz. Günün ve önceki günlerin içinde yaşananların, size ait bedene uygulamış olduğu baskıları anlatır ve siz anlattıkça karşı tarafın sizi dört gözle dinlediğini sanırsınız. Ama taraf görünen karşı taraf, sizin bedeninizin ve direncinizin ne durumda olduğunu merakıdır asıl amacı. Nerede elaman deyip, nerede pes edeceğinizin ince çizgisini görmek ister.

 

  Siz “nasılsınız” diyen taraf görünen karşı tarafa sığınmış, bir kez yolculuğa çıkmışsınızdır ona doğru. Size bakan gözlerin, size ara sıra destek veren sesin; usta işi bir sanatçı titizliğinde rol yaptığını anlamaz-bilemezsiniz. Siz yüklendiğiniz yükün bedeninize ağırlık yerine, hafif bir baskı yapma isteğiyle anlatır durursunuz.

 

  Sizi dinleyen taraf görünen karşı taraf; sizden daha heyecanlı, sizden daha öfkeli, sizden daha sizi sahiplenen görünür. Sizin adınıza bir yerlere tepki gösterip; “namussuzlar, vicdansızlar.” der. Sanki sizin sesiniz, sizin bedeniniz ve sizin koruyanınız olmuştur. Siz daha da yakınlaşır, belki en özel, en mahrem bildiklerinizi anlatırsınız. Farkında olmadan tüm kalelerinizi açıp, tüm anahtarı; taraf görünen karşı tarafa teslim etmişsinizdir.

 


 
Taraf görünen karşı taraf; ölümsüzlüğün peşinde koşan kötü Tanrıça gibi beslenmiş, sizden alabileceğinizi almıştır. Yaşam standardınızı, yaşam içindeki yolculuğunuzun keyfiyetini taraf görünen karşı taraflara teslim etmişsinizdir. Ve sizin mahremiyetiniz, sizin özenle koruduğunuz gizliliğiniz denizde dalgalanır gibi dalgalanır toplumun içinde. Kıyıya her çarpışında kıyıdan bir parça koparışında, sizden de bir parça alır gider doğal yolculuğun doğal olan dengesinde.

 

 
Gelişmiş uygar ülkeleri ahlaki açıdan, insani açıdan ve daha birçok yönden eleştirebilirsiniz. Ama kurumlara verdikleri önem, sivil iradenin özgüvene sahip olup, yaşadığı yeri kendi mülkiyeti gibi sahiplenmelerine hiçbir şey diyemezsiniz. Çünkü uygarlığı besleyen derelerden bazıları da; sivil iradenin kendine olan özgüveni ve ülkesine kendi mülkiyeti gibi sahip çıkmasıdır.

 

 Dayı-amca-yeğen kültürünü sağlıklı bir sosyal hayata çevirememiş olmanın çözülme süreci içinde bir yerlerdeyiz. Türk toplumunun önemli sosyal güvencesi olan akraba kültürü; inanılmaz yaralar alırken; şaşmış ve şaşırmış insanlar; güveneceği kurumlar bulamaması yüzünden; taraf görünen karşı taraf insanlara sığınırlar.

 

  Bitkin, ümitsiz insan; taraf görünen karşı tarafa, can simidine sarıldığı gibi sarılır ama nafile bir sarılıştır. Taraf görünen karşı taraf öğreneceğini öğrenir öğrenmez, bir başka karşı taraflığa çoktan yelken açmıştır bile.

 

 
Ve yanı, başıboş kalan bitkin insan; bir başka taraf görünen karşı tarafı aramak için sendeleyerek yürür.

 

 
Güzel ülkemizin fedakâr ve soylu insanları taraf görünen karşı tarafları aramak yerine, devletine sarılmalı, kendi mülkiyetine sarıldığı gibi. Devletinin aksayan kurumlarına sığınmalı, kendi kulübesine sığındığı gibi.

 

 

Ve bitkin insan, bitmemiş olduğunu göstermek için sivil iradeyi, sivil kuruluşları desteklemeli; kendi başına geleni, bir başkasının başına gelmesin diye durmadan irdelemeli…


                                                                                                                                                             Güven 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !