SİRK ÇADIRI

KÜÇÜK HANIM, DOĞA IRMAK

Kamera; Güven                               DOĞA IRMAK


                                Küçük bayan(arkadaş) ile çıktığımız geleneksel gezinin
               mola anı. Çok konuşuyor çok:)) Bir de kendini beğenmiş mi ne! :))



MOLA ZAMANI

Kamera; Barış                      

                           O benim sigarama karşı çıkıyor ben onun colasına. 
               Fakat her ikimiz de bildiğimizi okuyoruz. :))

                          Güya cola ona zarar vermiyormuş." O kadar zararlı
                diyorsunuz; benim aklım güzel çalışıyor, hiçbir şeyi 
                unutmuyorum." Deyince bir şey diyememişem. :))

                       

                                     


DANSÇI KÖPEKLER

Kamera; Güven                             DANSÇI KÖPEKLER

                               Güzel bayan bu küçük şirin köpeklerin dilinden
                      iyi anlıyor. Fakat köpekler insana benzemiş, biz insanlar
                      git gide bir başka canlıya dönüşüyoruz gibi. Öyle sanıyorum ki

                      köpekler hiçbir zaman insan olmaya özenmedi...
                 

                        






EĞİTİMLİ DEVE

Kamera; Güven                          Deve ile fotoğraf çektirmek 5 TL

                                Deve ünlü olduğunun farkındaydı. Ve biliyordu ki,
                        ünlü olduğu sürece yaşayacaktı....


CAMBAZ KADIN

Kamera; Güven                                ŞİMDİ GÖSTERİ ZAMANI


                                    Bayan cambaz oldukça estetik gösteriler sundu.
                      Bir kuğu gibi süzülürken yükseklerde, çocuklar alkışlıyordu
                     günahsız elleri, masum yüzleriyle.




GÖSTERİ ZAMANI

Kamera; Güven                 Kadın isterse uçabilir, isterse alkışın
                                en güçlüsünü, en samimisini alabilir. 

                                          Bu kadar farklı değer bulan ve farklı
                               yaşam koşulları içinde bulunan bir başka canlı
                               daha var mıdır acaba? Kimi uçuyor,kimi
                               başköşelerde oturuyor.Kimi ise...
                                                


BÜYÜK KEDİLER

Kamera; Güven                                          BÜYÜK KEDİLER

                                   Eğitilmiş büyük kediler korku ve özenesi güzellikleri
                          aynı anda sergilediler.

                                    Bizler tabiatı anlasaydık, tabiatı zoraki ve sıkıştırılmış
                          kafesler içinde izlemezdik. Asla izlemezdik...








SİRK ÇADIRI

 

 

Doğa Irmak yani küçük arkadaşım ile yine bir Pazar daha geleneksel gezimize çıktık. Tekirdağ’ın tenha sokaklarında, olmayan kaldırımlarında dolaştık. Sımsıcak bir bahar günüydü. Her zaman gittiğimiz yerlere de uğradık. Kimi bir çay keyfini yaşadık, kimi bir dosta görüp selamlar eyledik.

 

  Bu Pazar farklı bir şey daha yaptık. Şehri Tekirdağ’ımıza gelen sirk çadırına gittik. Zamanlamamız harikaydı. Biletler satışa sunulmuş koca çadır seyircilerini bekliyordu. Sirk çadırı olacak da çocuklar ve neşe olmayacak mı? Etraf cıvıl cıvıldı. Neşe küçük bedenlerle taşınmıştı sahilin doldurulmuş sahasına. Deniz az ötemizde sonlu hayatımızın sonsuz türküsünü söylüyordu.

 

  Bilet fiyatları yüksek olmasına yüksekti ama çocuklarını seven aileler kendi düşük bütçelerini düşünmeden akın ediyordu çadırın büyülü yolculuğuna. Çocuklar hayatımızın zorlu yolculuğunun büyülü keyifleri. Yemez yedirir, giymez giydirirsin hiçbir koşul ve borç-alacak ilişkisini gözetmeden. Ve ya kısmet dersiniz. Ya kısmet…

 

  Bizde Sirk çadırının hayvan kokulu atmosferi altına girdik. Doğa çocuk heyecanı içinde ben ise ondan daha çocuk kalbi taşıyan sakalları ve bıyığı çoktan çıkmış koca adam; bir-kaç saatliğine karıştık gürültülerin en saf ve en masum olduğu yere.

 

  Bulgar cambazların ağırlıklı olduğu Sirk çadırı içinde büyük çoğunluk çocuktu. İnanılmaz merak ve neşe içinde çıkacak gösterinin renkli düşlerini bekliyorlardı. İyi bir makyaj yapmış bayan sirk çalışanı kırmızı elma şekerleri satıyordu. Bir başka bayan oldukça kilolu ve şirin görünüşüyle patlamış mısır satıyordu. Hepsi de yabancıydı. Ama Türkiye’ye sık geldikleri için ve bu işten gelir sağladıkları için; gerektiği kadar anlaşabiliyorduk.

 

  Biletler iki sınıf. 15 TL olanlar ön tarafa; Loca dedikleri yere. Elbette loca filan değil. Plastik sandalyelere numara verilmiş; olmuş loca. 10 TL olan bilet sahipleri ise türbin dedikleri arka tarafa gidiyor. Biz de türbine geçtik. Zaten loca bize uymazdı. Türbinler ahşaptan yapılmış dört sıra oturaklardan ibaretti. Büyük çadırı yarım ay biçiminde çevirmiş türbinlerde ki yerimizi almadan önce patlamış mısır aldık. Yan tarafta pamuk helva yapılıyordu. Bir taraftan balon satıcıları geziniyor, bir taraftan elma şekeri satıcısı. Ve çocuk çığlıkları mutluluk dağıtıyordu sirk çadırının içinde.

 

   Büyük çadırımız büyük çoğunluğu çocuk olan seyircisi ile dolduktan sonra gösteriye başladı. Spikerin dediği gibi; “Saha güzel, hava şartları iyi, seyirci mükemmel futbol için her şey müsaitti.” Gün futbol günü değil, gün bizim sirk günümüzdü elbet. Ve biz türbinde patlamış mısırımızı yerken, her yönüyle gülmeye, meraklarımızı gidermeye hazırdık.

 

  Gösterişli bir bayanın terbiye ettiği küçük köpekler şirin maskaralıklar yaptılar. Köpekler koştu, biz insanlar gibi onlara verilen komutlara itaat ettiler. Alkış aldılar, küçük yiyecekler aldılar ve başları okşandı. Ardı ardına yapılan gösterilerde, köpekler, midilli atlar, kediler, aslanlar, kaplanlar ve bir deve ile bir yılan görev aldı. İki sirk cambazı riski hafifletilmiş gösterilerini alkışlar arasında tamamladılar.

 

  Sirk çadırının en ilginç zamanı 15 dakika ara verildiği anda yaşandı. Yapılan anons; “ Midilli atlar üzerinde gezinmek 2 TL, Yılan ve Deve ile fotoğraf çektirmek 5 TL dendiğinde, her kez sahneye ucum etti.

  2 TL’yi veren midilli atlar üzerinde küçük bir tur atıyor yerini diğer 2 TL verecek çocuğa bırakıyordu. Deve çöktürülmüş, üzerine binen çocuklar ile fotoğraf çektiriyordu. Yılan koca bedenini kas yokmuşçasına öylesine salmış, alışık olduğu çekimlere adanmış gibi öylesine lop bir et gibi duruyor, boyunlardan boyunlara geçiş yapıyordu.

 

  Yılan ile birlikte fotoğraf çektiren çocuklar korku ve heyecan içinde heyecanın galip gelmesiyle birlikte; fotoğraf çeken yılan eğitmenine gülümsüyorlardı. Bir de onları kendi fotoğraf makineleriyle çeken anne ve babaların heyecanını görmeliydiniz. Albümlerini yılanlı, develi ve atlı fotoğraflar ile renklenecek, diğer çocukların albümlerinden daha bir ilginç ve heyecanlı hale gelecek.

 

  Sirk çadırının en tehlikeli gösterisi ise kaplan ve aslanlarla yapılandı. Seyirci bir kazaya kurban gitmesin diye, demir parmaklıklar takıldı. İki aslan ve üç kaplan geldiklerinde kendilerine has kokuları da geldi. Kaplanlar dişi aslanların iki katı büyüklüğündeydiler. Eğitimli ve terbiyeli hayvanlardı. Ama bir şey var ki bu hayvanlar vahşi tabiatın bir parçasıydı. Ve bazen bir kaplanın uyarılı sesinde bu vahşiliği hissediyor, içeri giren bir erkek ve bir kadın terbiyecinin kızaran korku dolu yüzlerini görüyorduk.

 

  Doğrusu hayvanların eğitilmesi, gösteri yapmasını çocuklar adına inanılmaz bir merak-neşe kaynağıydı. Hayvanat Bahçeleri de öyle! Ama hayvanların eğitilmeleri, bizlere aklın yolunu zorlayan gösteriler yapmaları onların tercihi değildi. Hiçbir hayvan ben sirk çalışanı olacağım diye o işe başvurmamıştır...

 

  İnsan egosunun tatmine, gösteriye, maceraya, alkışa giden yolculuğunun bir sebebi de sirk çadırlarıydı. Gösteriye seven, heyecanı seven insanoğlunun küçücük sevimli çocukları sirk hayvanlarının marifetli gösterilerini alkışlıyordu.

 

  Minik, masum çocukları pamuk helva yerken, elma şekeri dişlerken ve eğitilmiş hayvanları alkışlarken her şey güzledi. Ama güzel olmayan bir şey var ki, hayvanlar o alkışlardan sonra küçücük kafeslerine girip, bizim adını “özgürlük” verdiğimiz özgür olamamanın sessiz şikâyetlerini bir parça yiyeceğe minnet duyarak gerçekleştireceklerdir.

 

 
Ve biz, insanları eğitmeye önem vermediğimiz güzel dünyamızın ezber ve bencil yaşayan canlıları, her sirk çadırından çıkarken gülüp, çocuğumuza;

 “ nasıl eğlendik değil mi, mutlu olduk değil mi?” deyip, iyi bir ebeveyn olduğumuzun soylu bedeniyle ayrılacağız…

 

                                                                                                                                                       Güven

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !