ŞAFAK TÖRENİ

GELİBOLU ŞAFAK TÖRENİ

Kamera; Güven    25 Nisan 2009 GELİBOLU YARIMADASI

            
         Anzac torunları şafak törenine hazırlanırken;
              Gelibolu tabiatı; kan,özlem,umut,aşk,sadakat,inanç
              ile büyüttüğü gösterinin törenini sunuyor
.

GELİBOLU (BARIŞ ÇİÇEKLERİ)

Kamera; Güven 25 Nisan GELİBOLU YARIMADASI

                 Tam 94 yıl önce, top ve silahların patladığı bu yerlerde,
          şimdi yaban çiçekleri; renk ve çeşitlemenin patlamasını
          yapıyor.

                Kendinizi yabancı hissederseniz ve gönülden gelmediyseniz;
           sarp kayalar, engebeli tepeler ve merhametsiz çalılar; size
           saldıracaktır... Yok, tam tersi ise; korkunç insanın, insanlığa
          geçiş töreni için buradaysanız; doğa;bin bir kılık içinde harika
          şov yapacaktır size...

PANORAMA

Kamera; Güven 25 Nisan  Gelibolu

                    94 yıl önce savaş; Anzak askerlerine; yiğitlği, cesareti,
              sadakati öğretmiş. Öğretinin diğer ucundaki Türk askerleri;
              zaten, nesiller boyu; sadakat,cesaret,kahramanlık içinde
             kendi tarihlerini yazıyorlardı...

                 Ölümün getirdiği acılar ve savaş çığlıkları ve çürümüş
            ceset kokuları,yok şimdi. Şimdi hayal ötesi ama gerçek

            panorama var...

UYKU ZAMANI

Kamera; Güven 25 Nisan      Anzac torunları ve dinlenme zamanı.

                Her geçen yıl daha bir itina ile düzenlenen alan; şafak töreni
           için; gelen Anzanc gençleri için; her türlü olanağı sunuyor.

                Koruma içindeki alanlarda,binlerce genç uyuyor ve dinleniyor.
           Türk hükümeti, sıkı bir güvenlik çemberi oluşturmuş.

TEPLERİN YAMACINDA HÜZÜN VAR

Kamera; Güven 25 Nisan   Gelibolu

                               Şafak törenleri ve duygulu sahneler yaşanıyor.
                     Genç bayan ve bayların yüzlerinde geçmişin bugüne
                     dönüşmüş irdelemesi var. Kimi büyük dedesi, kimi
                     amcası için saygı duruşunda bulunuyor. 

                             Acaba dünyada bir başka yenilgi var mıdır ki;
                    böyle soylu bir kahramanlığa, sadakate, anmaya dönüşsün...

GELİBOLU TEPELERİ VE ANZAK TORUNLARI

Kamera; Güven          GELİBOLU

                      Avustralya ve Yeni Zellanda Hükümeti, Anzak Koyunu
               inanılmaz bir düzenleme ile açık hava tiyatrosuna dönüşmüş.

                      Buradaki hissiyat; sadece siyasi, tarihi bakış ile anlaşılması
               mümkün değil. Nasıl ki Gelibolu doğası; acımasız görünümün
              içinde; harika bir çeşitleme saklıyorsa; burada da öyle bir
             çeşitleme; insanlaşıyor...

                      Manzara ışık desteği, insan kümeleri  ve  bülbül
              sesleriyle; unutulmaz bir gece yaşatıyor.

AĞLAMAK İSTİYORUM

Kamera; Güven           25 Nisan 2009

                      Birazdan şafak sökecek. Gelibolu ruhları belki gün
                 ışığı ile birlikte uykularına geri dönecek. Birbirine sarılı
                 yatan bedenler; bilmedikleri savaşın maceraya açılan
                kavuşumu için geldiler; trejedi ve Gelibolu aşkına
                dönüşen duygular ile öldüler ve gittiler...

                  Ve şimdi birbiren sarılmış bedenler; kahramanlığı,sadakati
              cesareti bizim dedelerimizin bildikleri diyarın, bildikleri savaşı
              içinde; bıraktıkları ölü bedenlerinin ruhları eşliğinde yapıyorlar.


25 Nİsan 2009-gelİbolu 043

Kamera; Güven   25 Nisan

                            Şafak töreni; uyuyan tüm bedenleri sık sık ayağa
                   kaldırıyor. Eğlence ve macera kendi kutsanmışlığı içinde
                   harika bir "milli" ruh yeşertmiş... Alınacak çok ders var
                  bu törenlerde.

                           Yüzlerce kahramanlığımızın sadece yükselen,
                  baş döndürücü zaferlerini değil; kaybedilen ama cesareti
                  sadakati, inancı yitirmeyen boynu bükük soylu bedenleri de
                  yüceltmemiz, irdelememiz gerektiğini anlatıyor bize...

LADEN VE BİBERİYE

Kamera; Güven         Gelibolu Motifi, beyaz çiçekli laden
                            ile biberiye dalıdır.


                         Beyaz çiçekli laden savaş zamanı ile güçlü bir
               bağı olduğu kabul ediliyor.Gelibolu yarımadası'nda
               yabani olarak bulunan ladenlerden etkilenen Avustralyalı ve
              Yeni Zelandalı askerler bu çiçeklerin tohumlarını ülkelerine
               getirmişler.

                         Biberiye eski bir anma sembolüdür.Eski çağlardan bu
               yana, bu kokulu baharatın hafızayı iyileştirme özelliği olduğuna
               inanılır.Ve antik edebiyatta, folklorda sadakat, anma simgesi
               olmuş biberiye; Anzac Günü ve Anma Günü'nde takılıyor.
               Gelibolu Yarımadası'nda yabani olarak yetişiyor.

                         Ben, bana ait olmayan kaybedişin zafer kutlamalarında;
                insanlığa harika bir ibret kalıcılığının dualarıyla bulunuyorum.
                        Bir tarafım insanlığın üst değerlerine tırmanmaya
                çalışırken; bir tarafım kurnaz diyarların üst insanlığının değerleri
                ile boğuşuyor. Ama şüphe ile yaşayan bir insan değil,değişimin
                soylu gerçeği ile yaşlanan bir beden taşıdığımı sanıyorum...
               
ŞAFAK TÖRENİ

Kamera; Güven        Şafak Töreni

                    Yaklaşık bir saat süren törende, çelenkler konuldu,
              sıkıcı olmayan konuşmalar ve ilahiler söylendi;


                "sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe
            bağlanın.Birbirinize kardeşlik sevgisiyle,şefkatle sevin.
            Diğerlerinizi kendinizden fazla onurlandırın.Konuksever olun."

              Korgeneral David Hurley tarafından yapılan konuşma;
              insanlığa böyle sesleniyordu... 

                  
YORGUN ADAM

Kamera; Aziz Bey     25 Nisan 2009  Gelibolu Yarımadası

                      Ve ben; engebeli,sert iklimli,savaş zamanı acımasız
                 Yarımada'nın tabiatı gibi; ben yorgun, karışık duyguların
                  çiçekler,baharatlar açan Gelibolu Yarımadası gibiydim...

                     Toprak, gecenin serinliğini günün sıcağına devretmemiş;
                 bülbüller henüz susmamıştı.Gelincik çiçekleri akşam
                 mahmurluğu taşıyorken; ben öz bir vatan içinde, öz bir
                 yaşam irdelemesi yapıyordum...





ŞAFAK TÖRENİ

 

  İnsanların soylu vicdanları, soylu geçmişler üzerine kurulu hatıraları yâd etmek ister. Kirlenmiş geçmişlerin gölgesinde eğri-büğrü durmak istemez; insanoğlu…

 

  Yakın tarihimizin en önemli iki olayı ne deseler; Gelibolu savaşı ile Kurtuluş savaşı derim. Bizi biz yapan ve bir ulus, bir öz olarak kalmamızı sağlayan iki büyük savaş…

 

  Yıllar sonra, yine şafak törenine katılmak amacı ile atalarımızın savaştığı Gelibolu’na gittik. Aynı ekibin aynı inancını taşıyan beş kişiydik. Koşulsuz ama irdeleyerek ve binlerce kilo metre uzaktan gelen insanları anlamaya çalışarak…

 

  Bazı ulusların savaşları, maceraları çok az olmalı! Öyle ki Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar için “ne” uğruna girdikleri savaşın kaybedilmesi bile; torunlarına bırakacakları büyük bir miras olmuş. 94 yıl önce, büyük dedeleri, büyük amcaları bu topraklara ayak basarlar iken; bizim dedelerimiz, amcalarımız da bu toprakların sahibinin kim olduğunu hatırlatıyorlardı.

 

  Tam bir ölüm-kalım anıydı. Binlerce mil uzaktan gelen ve maceraya susamış genç insanların tutkuları, istedikleri; zaferle dolu bir savaş olmuşken; bizim dedelerimiz hep buradaydı. Yüzlerce yıl vatan belledikleri ve bu uğurda inanılmaz bir bedel ödedikleri bu yerlerde; son bir kez daha bedel ödüyorlardı. Hem de canları ile… Bir tas çorba, bir dilim kuru ekmek; belki de en büyük şükrandı Allaha; aç kalmayıp vatanlarını koruyabilecek durumda oldukları için!

 

  Anzak Koyu inanılmaz bir kalabalık ve bir o kadar da sukut içindeydi. Binlerce insan; büyük dedelerinin umutla ayak bastıkları ve birçoğunun öldüğü topraklarda; o anı yaşamaya gelmiş. Birçoğu gün yorgunluğunu uyku tulumları içinde, yarı uykulu bir halde devam ettiriyor; bazıları da, konuşmaları, gösterimleri dinliyor, izliyorlardı.

 

  Ülkeler üzerine düşeni fazlası ile yapmış görünüyordu. Türk Hükümeti güvenlik sorunlarını en sıkı bir şekilde çözümlerken; Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetleri de işin teknik kısmını son imkânlar ile kabullenmiş ve uygulamıştı. Harika bir planlama ve düzenleme göze çarpıyor. Işıklandırma ve dev ekranlar görsel ve işitsel tatmini en yüksek seviyeye çıkarmış. Anzak Koyu ve Kaba Tepe’ye uzanan yamaçlar; devasa bir açık hava tiyatro görünümüne bürünmüş. Tabiata, tarihi dokuya hiçbir zarar vermeden çelik kolonlar üzerine kurulmuş oturma yerleri, ince bir mimari ile görkemli hale getirilmiş. 

 

  Büyük çoğunluğu genç ve bayanlardan oluşmuş inanılmaz bir kitle; savaşın ve kaybedişin gözyaşlarını değil; onurlu bir mücadelenin, sadakatin, cesaretin göz aşlarını; inceden inceye döküyorlar…

 

  Bir tarafta “ben sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” inancına gölge düşürmeden ölen ve tümüyle vatana adanan 57. Alay’ın 94 yıl önceki korkusuz soylu ölümleri; bize vatanımızı, namusumuzu, onurumuzu kazandırmışken; bir taraftan da savaşın kaybeden, ama bu kaybedişi; cesaret, sadakat ile süsleyen insanları torunlarının inanılmaz duygulu gösterimleri devam ediyordu…

 

  Hangi savaş haklı bir sebebe dayandırılır ve ölüm haklı bir vicdan ile diğer nesillere aktarıla bilinir? Elbette bizim; Çanakkale savaşımız, Kurtuluş savaşımızın soylu ölümlerinin yaşandığı gibi! 94 yıl oldu ölümlerin sessizce göz yuman bedenlerinin gidişi. 94 yıl oldu top ve silahların kan akıtmayışı… Şimdi aynı yerde, kan ve ölüm değil, gözyaşı, dualar, ilahiler ve barış umutları bir birine karışıyor.

 

  Gelibolu bülbülleri yine 94 yıl önceki ötüşleri ile selamlıyor bizleri. Ama bu sefer, bülbüllerin sesleri; acı dolu özlemleri değil, saygı dolu savaşların barış umutlarını dillendiriyordu. Ve ben ilahiler okunurken ve benim ülkeme gelip, benim toprağımı almak isteyen insanların torunları ve onların gözyaşları için; duygu büyütüyordum…

 

 Ve ben insanlığa; kahpe bir ders verme, intikam alma duyguları ile değil; aklın, sanatın, sevginin iç içe geçmişliğinin verdiği cesaretle gidiyorum…

 

  Savaş alanlarında bir komutan, siyasi alanlarda bir yönetici ve küçük bir çocuğun karşısında nazik bir adam olan Mustafa Kemal; savaşın en kanlı zamanında, bu ülkede ölen Anzaklar için; tarihe sonlu bir insan sözleri ile sonsuz bir yaşam sunan konuşmaları, şafak sökmeye çok az kala; Türk bir subay tarafından okundu;

 

  Uzak memleketlerin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar;

  Burada dost bir vatanın toprağındasınız.

  Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.

  Sizler Mehmetçiklerle yana yana, koyun koyunasınız.

  Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar;

  Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarımız bizim bağrımızdadır.

  Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.

  Bu topraklarda verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.

 

  Genç Anzaklı gençler, dedelerinin rahat ve huzur içinde uyuduğu ve kabul gördüğü bu toprakların ruhundan çıkmış ve insandan öte geçmiş bu sözler için; ilk kez alkış yaptılar. Belli ki bu sözleri ezbere biliyorlardı…

 

  Şafak sökerken, binlerce insan tek beden olurken; ilahilerde okunmaya başladı;

 

  Tanrım, bu gün;

  Biz kulların olarak ağırbaşlı bir şekilde

  Geçirdiğimiz savaşları hatırlıyoruz;

  Ölümü, kaderi ve cesareti!

  İşlenen günahlar için,

  Sen’in affına sığınıyoruz.

  Asil ve onurlu her şey için

  Sen’i övüyoruz.

 

  Binlerce insanın aklı, disiplini, inancı sükûtu; insanlığın ölüme koşan; ölümcül hastalığını kusuyor gibiydi…

 

 

                                                                                                           Güven

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !