ÖLMÜŞ EŞEK KURTTAN KORKMAZ


ALAÇATI-ÇEŞME

Kamera; Güven   Alaçatı-Çeşme  Haziran 2009 -Büyük Kurtarıcı

               
               Sanatla ilgili eserler yapmak güzel şey! Ama sanata konu
       olmuş sanatçının fikirlerini yüceltmek ve yaşatmak daha da
        güzel...


ÇEŞME TAŞ EVLERİ

Kamera; Güven   Çeşme'nin tarihi taş evleri

                               Çeşme kalesinden harika görüntüler; sizin için
                              şov yapıyor. Denemelisiniz...

                               
                              Not; Bu güzel yöreyi daha iyi anlamak istiyor ve
                           anlamlandırmaya özeniyorsanız; Mehmet Culum'un
                           ÇEŞME romanını okuyunuz. Lütfen.


ILICA-ÇEŞME

Kamera; Güven                         ILICA-ÇEŞME

                               Ilıca plajlarında gün sımsıcak. Denizin güzel
                            koyları da, serinliğe davet ediyor. 

                               Temizliğe,duruluğa bakarmısınız lütfen!


ILICA PLAJLARI

Kamera; Güven                   ILICA-ÇEŞME

                         Şimdi tatil zamanı! Kendinizi korkutmayın lütfen!

                         Yok Çeşme,Alaçatı,Ilıca; çok pahalıymış,öyleymiş,
                       böyleymiş...

                         Siz karar verin ve kendi bütçenizi yapın. Her bütçeye
                         göre; kalacak yer,yiyecek var! Yeter ki arayınız... :))         


SAKIZ AĞACI-ILICA

Kamera; Güven                  SAKIZ AĞAÇLARI  ILICA-ÇEŞME

                      
                        Azimle ... duvarı delermiş. Bendeniz de sakız ağaçlarını
                       merak ettim, illha görmek isterim dedim! Ve sordum,
                       soruşturdum koruma altına alınmış 13 adet sakız ağacını
                       Ilıca'da buldum.

                       Meşhur damla sakızın damladığı yeşil ağaçlar. Küçük bir
                     koruluk oluşturmuşlardı. Serçeler öyle şımarık oyun
                     oynuyorlardı ki haylazlığım kabartı, kabardı... :))

CAHİT POYRAZ-ILICA

Kamera; Güven                        CAHİT  POYRAZ

                      Cahit inşaat işçisi.23 yaşında. Ağrı'dan gelmiş.Simsiyah
                   gözlerinde derin sorumluluklar gizli. Dost olduk zamanın
                   kısa ve sıcak akışında. Birlikte yürüdük,sohbet ettik,
                   limonata içtik.

                     Cahit, seni buralara getiren ne oldu? 

                     " Daha fazla para kazanmak.Daha iyi yaşam sürmek."
                    
                     Cahit, yakışıklı adamsın, buralarda da güzel kızlar var.
                   Söylermisin kız arkadaşın var mı? Mahcup bir tebessüm
                   ve gözlerime baktı.

                     "İki yıl önce Alman bir kız sevmiştim. Daha doğrusu o beni
                      sevdi ve Almanya'ya almak istedi. Herşey hazırdı.
                      Abim izin vermedi."

                    Sizde büyüklerin sözü en son söz, en geçerli sözmüdür Cahit?

                       "evet, abimi kıramazdım ve onun söylediği son sözdü.
                       Ama gitseydim daha iyi durumda olurdum."

                    Ağrı'da yaşadığın yerde sevdiceğin var mı?

                      "var.Şimdi başlık parası biriktiriyorum. 15 belezik yaptırmam
                       lazım."

                     Cahit, sevdiceğinin ismi nedir? Bana söyler misin? Sorduğum
                    tüm sorulara samimi cevaplar alırken; Cahit sevdiceğinin
                    ismini tüm ısrarıma reğmen söylemedi.

                         "söyleyemem.Lütfen bu konuda üsteleme etme Ağbey!" 


                       Simsiyah bakışlı dost kalpli Cahit'e buluşmak üzere ,
                   diyerek hoşçakal dedim. Kimbilir belki bir gün,Cahit'i
                  doğduğu Ağrı Dağı'nın eteklerindeki güzel köyünde ziyaret
                  ederim...

                    





ÖLMÜŞ EŞEK KURTTAN KORKMAZ

 

 

  Dağların, ormanların efendisi kurt; eşeğin korkulu rüyasıdır. Ele bir de rüzgâr kurttan yana esiyorsa; eşeğin ayakları çözülüverir. Tüm ömrünü yük taşımak, sopa yemekle geçiren eşeğin bir de kurt korkusu yaşaması; Tanrı’dan revamıdır? Bilinmez.

 

  Yakında yüz milyon olacak ülke insan nüfusu daha çok sopalar kaldırır, yükler taşır… Hak-adalet diyerek kim bilir kaç insan geldi geçti bu ülke topraklarından. Kim bilir kaç insanın kemikleri sızlıyordur yattığı yerden! Geriye dönüp tarihe baktığınızda yüz yıl, iki yüz yıl önceki yaşam tarzlarını incelediğinizde de aynı kadersel tekrarın filmini görürsünüz. Yani eşek hep yük taşır. Arpayı bulunca da sonsuz şükranlarını sunar, sahibi olacak kutsanmış canlıya.

 

  Eşekler o kadar çoğunlukta ki, semer vuranların eşek bulamama gibi derdi yok! Biraz su ve arpa koklattın mı eşekler sıraya girer. Semer vuranlar, sopa kaldıranlar hep azınlıkta ve hep varlıklıdırlar. Bilinmeyen derelerin, ırmakların suyu onların kasalarına akar. Arada sırada eşeklikten kurtulanlarda oluyor. Bir şekilde Tanrının da yardımı ile terfi ederler. Artık saman yemezler, kurt korkusu da yaşamazlar.

 

  O kadar büyük bir çoğunluk olmamıza rağmen, sopanın ve kurdun korkusunu bize ait bir kadermiş gibi taşımak, aklın yoluna başvurmamak ise hangi kabullenişin gereğidir bilemiyorum. Sanıyorum ömrümün sonuna gelince de bilemeyeceğim gerçeklerden birisi de bu olacak. Evde, kahvede, işyerlerinde mutsuzluğu oynar, eşekliğin en büyük acılarını çekeriz de; iş eşeklikten kurtulmaya gelince parmağımızı oynatmayız… Çünkü biz eşek doğmuşuz diye kabul etmişiz bir kere!

 

  Aziz Nesin Türk halkının % 70’i aptaldır dediğinde eşekliğimiz tutup cılız tepkiler gösterdik. Sonra, sırtımızdaki semer ve içimizdeki kurt korkusuna rağmen geri kalan % 30 aptal değildir inancına sığınıp üstümüze bile alınmadık. Hâlbuki Aziz Nesin o sözü ile bir devrim yapıp tüm eşekleri uykusundan uyandırmak istemiştir. Ama uyku öyle güçlü ve sopaya öyle alışmışız ki; olmuyor onsuz olmuyor…

 

  Sosyal konuları halkın gözü ile irdeleyen usta yazar; tüm tepkilere, lanetli bakışlara aldırmadan son vuruşu yapmak istedi giderken… Ama anlayanlar da % 30 içinde kalan akıllılar, eşek olmayanlar zannettiler kendilerini. Her kez % 30’un içindeyse geri kalan % 70’lik eşekler (aptallar) nerede? Diye sormak geliyor içimden…

 

  Doğrusu bende aynı eşekliği gösterip kendimi % 70’in içinde saymadım. Ne garip bir eşekliğin aptallığı değil mi dostlarım?

 

  Büyük usta aldığı tepkiler üzerine konuşmuştu; “ madem aptal değilsiniz eğitimde, ticarette, sağlıkta niye geri kaldınız. Niye sürekli sopa yiyen, semer takan sizsiniz?” diye sormuştu bize!

 

  İran’da ölen genç kadın Nida kendi ülkesi adına daha şimdiden “temel taşı” olmuş durumda. Gözü kara insan olduğunu hatırlayarak korkmadı çelikten yapılmış kurşundan. Nasıl olsa eşek gibi bir ömür semer vurulup, sopa atılacaktı. Kurttan korkacak, ormanın, dağın doğal özgürlüğünü yaşayamayacaktı.

 

  Nida, “ geri dön, gitme, vurulursun, tutuklanırsın.” Diyen sevgiliye; “ kurşun kalbimi parçalasa da gideceğim.” Demiştir. Ve öyle de oldu. Nida, demokrasi-adalet-özgürlük adına eşek gibi yaşayacağı hayatının geri kalanını halkına armağan etti.

 


 
Saman yemeğe alışmışız bir kere! Ara sıra arpayı bulunca “Allah Şükür” Der yola devam ederiz. Her gün korkmaktansa, ölümü yaşamaktansa; bir kez ölmek daha iyi olur ama gel de anlat bizim eşeklere.

 

  Semer belimi acıtıyor, sopaların izi hale duruyor, kurt korkusu da var ama yaşam güzel deyip; öldükten sonra alkışlıyoruz Aziz Nesinleri, Nidaları! Onların korkusuz ölümlerinde, onurlu seslenişlerinde % 30’lik insan yönümüzü koruduğumuzu sanıyoruz.

 


 
Ölmüş eşek kurttan korkmaz dostlarım…

 



  
Her gün eşeklik edip, ölen soylu insanların onurlu geçmişlerine özeneceğimize; dünyada neler olup bitiyor, uygar ülkeler nasıl yol alıyor, diye uğraş verip semeri atalım derim; gerekirse ölmek uğruna…

 

                                                                                                                                                GÜVEN

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !