MESAFE HAK GETİRE


RÜYA ALEMİ

Kamera; Güven   Nisan 2009       RÜYA ALEMİ

                             Meşhur bir şarkıydı çocukluk dinlenceleri
             içinde; "Evreşe yolları dar,bana bakma benim yarim
             var." denirdi ardı sıra yapılan düğünlerde...

                             Gelibolu-Evreşe doğasının rüyalar bölgesi...

NATUREL GÜZELLİKLER

Kamera ; Güven                NATÜREL GÜZELLİKLER

                            Gelibolu bölgesinin dayanılmaz güzelliği...


SAKLI EV

Kamera ; Güven             GELİBOLU -SAKLI EV

                    Küçük orman, bağrından yeşerttiği bitkiler ile
           insan elinden çıkan ev için ; harika sürprizler
          hazırlamış...

GÜN BATIMI

Kamera; Güven                    GÜN BATIMI


                                           "Dün çoktan döndü buralarda
                                    ve ben simsiyah bir gecenin koynunda
                                    yapayalnız bekliyorum.
                                    Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek
                                    dönence biliyorum.
                                    Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
                                    uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
                                    görüyorum dönence."
                                                                                      Barış Manço





MESAFE HAK GETİRE

 

  Bazı sözcükler vardır nerede ve nasıl öğrenmişsinizdir bilemesiniz… Size ait olurlar, sanki sizin bedeninizin, ruhunuzun özel tarifi gibidirler… Ve sizi bilenler bilir; o sözün siz koktuğunu söylerler.

 

  “mesafe hak getire” sözü de bana nereden geldi ve ne şekilde benim oldu; bilemiyorum. Ama söylemekten zevk aldığım ve birçok söylenecek sözü, bu söz ile toparladığım da bir gerçek.

 

 Yakın ilişki içinde olduğum insanlar ile bir sorun yaşar ve çözümsüz bir ufka doğru bakarsam; bu sözü hatırlarım. Ve bir arınmışlık yaşar gibi yaşar bu sözü fısıldar; “mesafe hak getire” derim. Bir kurtarıcı gibi sarılır, çıkmaz sokağa girmiş dostlara da, iyi bir fırsat gibi bu sözü; tam zamanında sunar; “ mesafe hak getire” derim…

 

 Sınırsız samimiyetin, laubali yaşantımızın, sınırlı ilişkileri vardır. Kısır döngü öyle bir dönmeye başlar ki; yakın sanılan, güzel sanılan ilişkileri “yaz yangını”na çevirir… Mesafeli ilişkiler, mesafe duvarını; mizah , zekâ , sanat ile kaldırılıp devamsallığın özgürlüğünü kavuşurlar.

 

  Birçok insanın yakın çevresinde mesafeleri kaldırdığı yakın dostları vardır. Bir gün gelir, sınanmak ister bu dostlukların içi doluluğu, boşluğu… Ve aynı dostluğun sınandığı zamandan geçen insanlardan biriside bendenizim…

 

 Bazı dostluklarda vardır, sınamaya gerek duyulmadan beklerler uzaklarda bir yerlerde. Yaşamımızın uzağına düşerler, iş ve aş adına… Ve biliriz ki o dostluklar oradadır. Hiçbir şey olmamış gibi, zamanın eskitemediği bir tazelik ile beklerler bizi…

 

  Huzur arayan ve alışkanlığına sadık olan bedenim, limana doğru çekti beni. Öğlen arası, bir molanın miskinliğine sığınmak adına adımladım limana giden yolları. Kiraz ağaçları görülmeye değer güzellikte; beyaz bir, neşe saçıyorlar. Tüm siyah düşüncelere, tüm kötülüklere rağmen; beyaz bir açılım vardı yakınımızda. Kiraz ağaçları da bu güzellikleri destekleyen tarafta; barışın, güzelin, sevginin tarafındadır. Sevgiliye sunulan bir gül gibi; kırmızı meyvelerini sunarlar yaz ayının merhaba dediği zamanda…

 

  Öğle molasının fırsatı, eski arkadaş İsmail Bey’e de uğradım. Çeşit çeşit oltaların satıcısı, balık hakkında öğüt dağıtıcısı İsmail Bey; her zamanki yerinde; her zamanki işindeydi… Misine sarıyor, olta bağlıyor, yem satıyor. Emekliliğin tadını, balıkçılığın emekli keyfini; limandan uzak kalmayarak yapıyor. Merhabalaştık, hal-hatır sorduk… Güneş tatlı bir tebessüm sunuyor, miskinlik tercih eden, ticaret ve siyasetten uzak bedenime…

 

  Telefonum çaldı. Arayan eski bir dost. Mesafelerin kaldırıldığı, neşe ile hüznün değişik bir tat ile pişirildiği dostluğun telefonu;

 

  “merhaba dostum” dedi. Merhabalar, merhabaları getirdi. İkimizin de buruk olduğu belli! Mesafesiz dostluğa “mesafe” eklemiştik. Zamanın her insana oynadığı dostluk sınaması bize de oynanıyor… Sanırım aklın yolu galip gelip, aksayan, kırılan yerler onarılacak! Çünkü her ikimizde bunu istiyoruz.

 

 Dostluklar, uygarlıklar gibidir; önceden önlem alınır, yenilenme yapılırsa; dostluğun kültürü; kendi hikâyesini yazmaya devam eder…

 

  Eski ses tonuna, samimiyetine kavuşmuş dostum; telefonun diğer ucundan sesleniyor;

 

  “ nasılsın dostum, güzel bir gün ve ben tabiatın içinde, çiçek ve toprak kokularının yakınında bir yerlerdeyim” diyor ve devam ediyor;

 

  “ sana bir söz okumak istiyorum. Bu sözü okuyunca bizim dostluğumuz geldi aklıma.”

“peki, dostum oku seni dinliyorum”

 

  “ gerçek dostluklar uzaklardaki yıldızlar gibidir; her zaman görmesek de biliriz ki onlar oradadır.”

 

  Sözünü bitiren dostumun sesi ben gibi duygu yüklenmiş, ben gibi; yoğun bir salınım yapıyordu…

 

   “mesafe hak getire” deyip mesafelerin tedavi edici gücünü sığındığınız ama size ihtiyaç duyulduğunda mesafeyi kaldırdığınız dostlukların en büyük düşmanı da “gurur”dur…

  Hani o bildik ÇİRKİN GURUR…

 

 

  Bu sefer o gurura yer vermeyip, özel dostluğun özel hatırına; “mesafe hak getire” sözcüğünü bu dostluk için kaldırıyor, yenilenmeye fırsat veriyorum… Tıpkı bu fırsatın diğer ucunda aynı inanca sahip ve aynı çabayı gösteren dostum gibi…

 

                                                                                               Güven

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !