KOLTUĞUN BÖYLESİ


TOPKAPI SURLARI-İSTANBUL

KAMERA; GÜVEN  TOPKAPI SURLARI-İSTANBUL

                            Şimdi geniş ovaları andıran geniş parkların
                çimen kokularında; tarihin kan ve barut kokularının silinmiş
                olduğu yerdeyiz.

                          Hemen surların yakınında büyüleyici bir güzelliği sunan
               Panaroma Müzesi yükseliyor.

                         Tarihi gerçek ile düş olarak seyreyleyeceğiniz güzel
              bir bölgede keyifli saatler sizi bekliyor.


YENİ CAMİ-İSTANBUL

KAMERA; GÜVEN           YENİ CAMİ-BEYAZIT KULESİ - İSTANBUL

                          Osmanlı İmparatorluğunun söz sahibi olmuş ve tarihe
                 adını yazdırmış kadın sultanları oldu.

                 17.yy ın güçlü kadını Safiye Sultan  (Sofia) bir İtalyandı. Zeki kadın
                 Osmanlı Sarayının gücü içinde, kendi gücünü korumuş ve yüceltmiş.

                       Safiye Sultanın emri ile temelleri atılan Yeni Camii elde olmayan
                nedenler ile yapılamamış ve tam 66 yıl sonra bir başka güçlü
               sultan; Turhan Hatice Sultan (Nadya) tarafından bitirilmiş. 

                    Daha çocuk yaşta Rus siteplerinden kaçırılan Nadya; Osmanlı
               Sarayında büyük patron olmuş, büyük işler yapmış. Ve öldüğünde
              ağlayanı çok olmuş; şimdi koca imparatorluk ne olacak diye...
  
      





KOLTUĞUN BÖYLESİ

 


 
Şehirlerarası yolculukları yapanlar bilir; mola yerlerinin tanıdık, gösterişli siyah masaj koltukları vardır. Bir TL karşılığı hizmet verirler. Nazik ve marifetlidirler. Size ait olan bedenin, sırtına, beline, bacaklarına masaj yaparlar. Oldukça bilgilidirler.

 

  Daha önceki gezilere giderken otobüs firmasının mola yerlerinde faydalanmış, pekte memnun kalmıştım. Bir TL yi atar atmaz; önce bacaklarınızı sıkıyor, sanki sizin kaçmanızı istemeyen birisi gibi; sizi hapsediyor. Ondan sonra sırtınızı ve belinizi rahatlatıyor. Siyah koltukların mekanik kolları, bir başka insanın güçlü ve marifetli kolları gibi geziniyor bedeninizde.

 

  Mekanik ve nazik kollar, sizi rahatsız etmeyen yumruklar atıyor, ovuyor ve bedeninizi sarsıyor. Bu koltuklarla tanıştığım iki yıl öncesi; tamam dedim bu koltuk bana alışkanlık yapacak. Koltuğun bedeninize olan katkısını görür görmez; evimde de olmalı diye düşünüyorsunuz.

 

  Böyle bir koltuğa bütçe ayırsanız bile, evinizin eşya yerleşim planını düşünüp, bu işin olamayacağa karar veriyorsunuz. Çünkü evlerimiz kullanılmayan eşya mezarlıklarına dönmüş durumda. Kocaman ve işe yaramaz bir sürü eşyanın sahiplenicisi ama kullanmayanıyız…

 

  Şehirlerarası çıktığım yolculuklarda verilen mola yerlerinde yakaladığım ilk fırsatta buluştuğum siyah koltuklarla; yine buluştum. Üç siyah koltuk yan yana bekliyordu öylesine. Aslında boş olmalarına şüphelenmem lazımdı. Her zaman dolu olan, bu koltuklar bu sefer boştu. Acaba arızalımıdır diye düşündüm. Değillerdi. Bu işte bir yanlışlık var ama deyip, bir TL yi atıp koltuğa oturdum.

 

  Daha önceki koltukların aynısıydılar. Bir değişiklik yok gibiydi. Daha öncekilerin yaptığı gibi; önce ayaklarımı sıktı, sarmaladı ve beni kaçamayacak duruma getirdi. İnsan kendini hapsedilmiş gibi hissediyor. Neyse sırt ve bel masajı başlayınca rahatlamaya da başladım. Oh be derken; olan oldu. Bacağımı, sırtımı, belimi rahatlatan koltuk; popo ya ellemeye başladı.

 

  “O da ne yahu, çek elini.” diye bağırsam da; önceden programlanış koltuk seni duyar mı? Zaten o da duymadı. Yapacağını yaptı. İnsan bir tuhaf oluyor. Bu işi yapan bir başka insan olsa; vallahi kıyameti koparırız. Koltuğun mekanik kolları, kendi vazifesini yaparken, bendeniz de bu utanmaz durum karışısın da bir gören var mı diye etrafa bakındım. Sanırım düştüğüm bu durumu kimse anlamamıştı.

 

  Bu işte bir yanlışlık olmalı diye düşünürken, koltuk yine alışagelmiş bacak, sırt, bel masajlarını laiğiyle yapıyordu. Herhalde dedim ki, az önceki popo masajı, yanlışlıkla oldu. Bir kez ve çok kısa olmasından ötürü tam affedecekken, yine aynı hareketi yapmaz mı? Bir kez daha kızmış ve daha gür bir sesle;

 


 
“ulan utanmaz, ulan arlanmaz, ulan namussuz koltuk; çek elini.” dedim. Az ötede çay içmekte olan iki bayan; halime bakım gülümsediler. Sanırım işin farkına vardılar. Tabi ki bendeniz daha da utanılacak bir durumda kalmış birisi gibi; kızardım, lafı değiştirip koltukla iyi geçinen birisi gibi sağa-sola bakmaya başladım. Sanki hiçbir şey olmamışçasına, yine birkaç saniye sonra, koltuğumun mekanik kolları; sırt, bel ve bacak masajını daha da iyi yapıyordu. Sanki her seferinde yaptığı utanmazlığın özrünü diler gibi; tüm marifetini en iyi bir şekilde gösteriyordu.

 

 
Bağıra çağıra, siyah koltuğun masaj işlemi bitti. Tam dört kez; utanmazlığı ele alıp, popoma elledi. Olacak iş değil. Bu işte bir yanlışlık olmalı, bu utanmaz koltuğun programı bozulmuş olmalı derken; otobüsümün kalkış saatinin geldiği anons ediliyordu.

 

  Ben kızgın, ben kırgın, ben yüzü kızarmış olarak; koltuğa görüşürüz dedim. Hem de delikanlı gibi görüşürüz. Bir düşmeyen kalkmayan Allah’tır deyip, lahavle çekip, koltuğun utanmazlığını bir kenara bıraktım.

 

  Doğrusu düşünmeden de edemiyordum; bu koltuk huy mu değiştirmişti. Bu koltuğu bu duruma teşvik eden birisi mi olmuştu. Öyle ya, insanoğlunun alışkanlıkları, zevkleri, renkleri tartışılmaz. Ama ne yalan söyleyeyim; zoruma gitti arkadaş. Ben izin mi verdim yani; gel popoma masaj mı yap dedim. Ulan bu güne kadar kimseye elletmemişim, sana mı elleteceğim; seslenişini yaptım ama koltuk duyar mı?

 

  Namuslu görünen namussuz koltuğa teşekkür etmeden ayrıldığıma sevindim. Kendi kendime; “keşke bir de tekme atsaydım, belki huyu tekrar eski haline döner” diye söylendim.

 

  Siyasetçilerin yanlış politikaları, bankacıların kredi faizi altında ki soygunları, işsizlik, emeklinin perişanlığı, çiftçinin kimsesizliği derken; şimdi teknoloji ürünü ithal koltukların bu utanmazlığı bardağı taşıracak gibi.

 

 
Acaba diyorum, koltukta ve onu icat eden batılı devletlerde bir kusur olmayıp, kusur bizde mi? Burnumuzdan kıl aldırmayan ve fazlası ile erkek olan, ağzından küfrü düşürmeyen bizler; kendi kıçımıza dokunulunca; yandım anam telaşına mı düşüyoruz? 

 


 
Hatırlatması benden; siz siz olun, gösterişli ve aynı zamanda siyah olan böyle bir koltuk gördünüz mü; başınıza gelecekleri önceden bilin derim…

 

                                                                                                                                            GÜVEN

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !