HOŞ GELDİN HÜSEYİN

BÜYÜKADA LÜNEPARK

Kamera; Güven                  Büyükada-Sedef Adası

                  "Nerden esti aklıma kimbilir,gezdim şehri şöyle bir..."
             Çockluğumun unutamadığım güzel şarkılarından birisidir... Ve
             Büyükada; unutulmaz keyiflerin, dostlukların, sevgilerin yeşerdiği
             yer...
           

BÜYÜK ADA yürüyüş zamanı...

Kamera; Güven               Büyükada ve Faytonlar

                        Ada kültürü fayton kültürü demek! Ama bir o kadar da
               yürüyerek keyif alabilirsiniz...Çam ve zakkum denizi içinden
               Marmara denizine el sallaya bilir, şiirler, şarkılar söyleye bilirsiniz...

ZAKKUM VE ÇAM VE MEKAN

Kamera; Güven                Büyükada ve güzel mekanlar

                        Çam ağaçları,zakkumlar ile bir olmuş; mekanların
              sayısı belli değil... En güzelini seçmeye kalksanız; zorlanırsınız...


HOŞ GELDİN HÜSEYİN

 

  —Hoş geldin Hüseyin, sefalar getirdin ülkemize. İnşallah dolu eller ile gelmişsindir Hüseyin!

—Hoş bulduk Abdullah. Ülkenizi çok beğendim. Ben boş elle gezmem Abdullah. Benim de ailem de Müslümanlar var. Ben Müslümanları sever ve sayarım… Ben eşitliğe, adalete, değişime inanırım Abdullah. Siz de değişin Abdullah, siz de değişin…

  — Emrin olur Hüseyin. Zaten değişiyoruz biz de! Trafik kazalarımız azalmasa da, bilimsel çalışmalarımız artmasa da, beyin göçlerimiz durdurulamasa da; değişiyoruz biz Hüseyin, değişiyoruz dostum…

 

  ( Bu arada Abdullah Gül’ün Hüseyin Obama onuruna top atışları yapılır.)

 

— Ne oluyor Abdullah Allah aşkına! Ben savaşmayın, barış yapın diyorum; siz ne yapıyorsunuz. Bugün savaşmasaydınız yahu!

  —Savaş değil Hüseyin dostum. Bu top atışları senin onuruna yapılıyor.

— Oh ne hoş, ne büyük bir nezaket Abdullah! Savaşın (pardon) patlatın topları o zaman… Ne güzel de patlıyor, gürlüyorlar Abdullah. Baştan korktum ama çok hoş bir ses değil mi dostum.

  — Haklısın Hüseyin. Bu ses ezelden beri var bu diyarlarda. Siz de iyi top patlatıyorsunuz Irak’ta Hüseyin! Bazen sesler ve çığlıklar Ankara’dan bile duyuluyor hani…

 

—Bak Abdullah ben Müslümanları severim. Türkiye’yi de sever insanlarınızı sayarım. Ama sizden “değişim” istiyorum dostum. 1915 olayları ve Ruhban Okulu gibi konularda gözle görülür bir değişim içine girmelisiniz… Abdullah, değişmez görünen Rasmussen bile değişiyor dostum! Ne güzel ne soylu bir konuşma yaptı değil mi? “inançlara saygı göstermemiz gerekir” dedi. Abdullah sana söylüyorum; Ruhban Okulu bir an önce gözden geçirilmeli!

  — Yorma kendini Hüseyin. Bak ben sana Kayseri yemek çeşitlerinden harika bir menü hazırladım dostum. Vişneli yaprak sarması, peynirli su böreği, tavada lagos, deniz börülcesi, enginarlı mantı ve limon kremalı safran sosu ile fıstıklı baklava yaptırdım dostum. Hepsi senin için…

 

— Çok naziksin Abdullah. Siz güçlü ve zengin bir ülkesiniz. Atatürk’ün Türkiye’si muhteşem Abdullah! Anıtkabir’den de etkilendim. Devasa bir yapı çok etkilendim ama Atatürk’ün anısını taştan, mermerden bir yapıda yaşatamazsınız Abdullah! Değişim diyorum… İnanç ve özgürlükler sivil toplumu canlandırır devleti güçlendirir. Heybeliada Ruhban Okulu açılmalı Abdullah açılmalı…

  — Hüseyin dostum; senin için bizim yörenin pekmezli, tahinli tatlısından hazırlattım. Ne demiş atalarımız tatlı yiyelim tatlı konuşalım Hüseyin…

 

— Abdullah, nerede kalmıştım dostum? Değişim diyorum. Türkiye büyük bir ülke! Doğu ile batı arasında bir köprü! Siz medeniyetlerin buluştuğu, dalgalandığı çok farklı bir coğrafyadasınız Abdullah. Bu ülkeye gıpta ile bakmamak elde mi Abdullah…

 

  Tüm dünyayı saran savaş çılgınlığı ile ün salmış ABD’nin yeni lideri; değişim ve barıştan söz ediyor! Ne güzel… İnsanlık için; yeni bir gün mü başlıyor acaba?

 

—Türk misafirperverliğine teşekkür ederim Abdullah. Laf aramızda Kayseri tatlıları da bir harika! Unutma Abdullah; DEĞİŞİM…

  — Hüseyin yüzü güleç, gönlü zengin dostum; hepimiz kardeşiz. Biz de değişime inanıyoruz. Önce bankalarımız semirecek(pardon) zenginleşecek sonra halk!

 

  Bana öyle görünüyor ki, iltifatlar, değişime verilen sözler; öz de olmayınca, halkın hücrelerine bir kültür gibi yansımayınca; hep bir eksik kalıyor…

 

  Onca medeniyetin üstüne oturmuş ve onlardan beslenmek, yücelmek yerine; o medeniyetlerin lanetine takılı kalmış gibi; kurtarıcı hep dışarıda aranır…

 

 Bizi yücelten iltifatlar hoş ama halkın yaşamına yansıyacak bir parça hoşluk çok daha iyi olacaktır…

 

                                                                                            Güven
7 Nisan 2009

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !