DEMOKLES'İN KILICI


MARTI ÇIĞLIKLARINDA Kİ TARİH

KAMERA; GÜVEN      2009-  TARİHİ YARIMADA  İSTANBUL


                    Bazen puslu bir havada, bir martı çığlığında.Bazen
         minarelerin ezan seslerinde, bazen kiliselerin çan uyarılarında.

                    Bazen; insanlığın arandığı, bir ömre sığmamış diğer
        ömürlerin yük olduğu bir anda; işte dersiniz; aranısı
        cennet ve melekler burada...

ÖZLENECEK DOST

KAMERA; GÜVEN       2009-BARIŞ MANÇO ANMA PROGRAMI


                               Çok değil daha beş ay önce, aynı geminin hüzünlü
               mutluluklarını paylaşmıştık. Barış'ın yokluğunu onlarda; onlar da
              bizlerde yakalamıştı.

                               Bahadır biraz mahcup, fazlasıyla beyefendi ve
               mütevazı...

                               Bahadır, kalp krizinden ölmüş. Zamanın tik takları
                gibi atan kalp durmuş. Bahadırın bedenine acı saplanmış;
                şu an; bedenime saplanan ACI gibi...

SELAM SANA GÖNÜL DAĞLARINDAN

KAMERA; GÜVEN    2009  - BARIŞ MANÇO VAPURU  ve ...


                       Çok şey söylenip, çok şey yazılacak ardından. Ve ben
             suskun, dolmuş ve ben sevgi ile İÇE ağlıyorum yine...






DEMOKLES’İN KILICI

 

 

Gizemli dünyamızın bilinmeyenleri, efsaneleri oldukça çoktur. 4-5 bin yıllık tarihi tam manası ile açıklayamazken; bir bakıyorsunuz 35 bin yıllık flüt, kadın heykelciği bulunmuş. Şaşıyor, kalıyor ve 5 bin yıllık tarihi anlamlandıramadan 35 bin yıllık tarihin sanatı, müziği, felsefesi içinde kayboluyorsunuz.

 

  Son günlerde başbakanımızın ağzında düşürmediği sözlerden birisi de; “iş bilenin kılıç kuşanın” söyleyişimidir. Gerçekten de iş; bilenindir dostlarım. İş; laikliyle yapanındır ama bazen… Öteden beri gelen kayırmacılığın, kollamacılığın, kurnazlığın kültürü; kendi işini çoktan yaratmış bile.

 

  Başbakan güçlü ses tonu ile “iş bilenin kılıç kuşananın” derken; muhalifler de ; “Demokles’in Kılıcı” hikâyesini hatırlatır;  “ yeter artık çekin şu kılıcı başımızdan” derler. Bu değişler, beklentiler kim bilir ne zamanlar, ne nesiller tüketir? 

 

   Uzun zaman önce çok uzun; Demokles’in yaşadığı yıllarda dostu olan Kral Dionysos’u ziyarete gidermiş. İki dost sık sık buluşurlarmış. Her buluşmalarında Demokles dostunun krallığını, yüceliğini, gücünü över dururmuş.

 

  Yine bir gün buluşan iki dost; hal-hatır sormadan sonra Demokles tarafından övgüler yağdırılmaya başlamış;

 

  “sevgili dostum Dionysos ne büyük bir gücün var. Büyük sarayın, hizmetçilerin, cariyelerin, askerlerin var. Sen çok şanslı bir kralsın” demiş.

 


 
Bu övgülerden iyice sıkılmış olan kral Dionysos ; “ gel buraya Demokles. Al bu tacı başına tak. Bugün benim yerime kral sensin.” diyerek dostunun başına tacı takmış.

 

   Bir günlük kral olan Demokles bu işe çok sevinmiş. İnanılmaz bir mutluluk içine giren Demokles tacı giyip, yüksekte bulunan tahtına oturmuş.

 

  “Tanrım ne büyük bir mutluluk! Hizmetlilerim var, askerlerim var, istediğim her şeyi yapabilirim.” düşüncesi içinde taht ve tacın keyfini çıkartırken; bir bakmış ki; başının tam üstünde kocaman ve keskin bir kılıç sallanıyor. Kılıcı yukarıda asılı tutan sadece bir at kılı. At kılı kopsa kılıç Demokles’in başına düşüp kesecek. Demokles bu işe şaşırmış ve dostu olan kral Dionysos’a sormuş;

 

  “ sevgili dostum bu kılıç, neyin nesi?” Sürekli övgüler düzen, hep kral olmaya heveslenen arkadaşına krallığın o kadar kolay ve mutluluk getiren bir şey olmadığını anlatmak istemiş.

 

  “ sevgili dostum Demokles işte gördün. Bizim oturduğum tahtın üstünde sürekli sallanan bir kılıç var. Senin övgüler yağdırdığın, özendiğin taht; her an üstüne düşecek bir kılıcın altında duruyor.

 

  Demokles’in Kılıcı ne kadar gerçek, ne kadar efsanedir bilinmez ama bilinen bir şey var ki bugünde sallanan Demokles Kılıçları var. Her alanda övgüler, özençler, gösteriler peşinde koşan insanların tam üzerinde sallanıyor. 

 

  Gördüğüm odur ki, sallanan kılıcı görenlerde var, görmeyenlerde. Görenler yaptıkları hataları, çevirdikleri dalavereleri “soylu” hale çevirmek ile meşguller. Ve halkını düşünmeyen, yüksekteki tahta oturmaya meraklı olan “asil” yöneticiler; kılıcı tutan at kılını, daha sağlam iplerler değiştirme peşindeler. Hâlbuki o kılıç at kılı ile sallanırsa; insanın insanlığına bir şeyler katacaktır.

 


 
Kim bilir kaç fani özendi kralların tahtına, taçlarına, cariyelerine. Ve en görkemli yaşamları düşünerek hayaller kurduk; masalımsı pembe hayaller…

 


 
Ve bizler; soylu gövdeleri taşıyan ve milyarlık beyin hücrelerinin sanatsal işlevleri ile donatılmış bizler; biraz tarih, biraz efsanelere merak salsaydık, Demokles’in Kılıçlarını daha iyi anlamlandırır, bulunmuş olduğumuz yerin keyfine minnettar kalırdık

 

                                                                                                                                                GÜVEN

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !