DARWİN


ISSIZ BİR MEKÂN

Kamera; Güven               ISSIZ BİR MEKÂN 

                          TEKİRDAĞ HALK KÜTÜPHANESİ

           Issız bir adam- kadın olurda, doldurduğu kitapların harika
      dost elleri ile; ıssız bir mekân olmaz mı?


CAFER BEY

Kamera; Güven     Halk Kütüphane Müdürü Cafer Bey

             Yılların adanmışlığı içinde her kademeden geçip
          kitapların mütevazı efendisi oldu.O gerçek bir
          beyefendi...

TEKİRDAĞ HALK KÜTÜPHANESİ

Kamera; Güven      Tekirdağ Halk Kütüphanesi

                 Yaklaşık 50 bin kitap ile aydınlık seçenekler sunmak
          için "halk"ı bekliyor... Halk bir gün uyanacak elbet:))

                 Kitaplar sabırlıdır.Kitaplar bekletilmeye,itilmeye ve
         yakılmaya alışkındır... Halk bu güzel yeri keşfedip, keyfini
        çıkarmayı öğrenseydi; evinden çok bu güzel mekânda olurdu.

               Bir tarafta Marmara Denizi, bir tarafta "kitap denizi" her
       ikiside halk adına var...

DOST ZİYARETİ

                                       DOST    ZİYARETİ

                  Bir fincan kahve hatırı sayılır bir dostluğun saklanması
         için yeterliymiş! Ve bende 100 gr kahve alıp, Cafer Bey'e
        geldim.Kitap denizi içinde, Marmara'nın yakınında ve alçak gönüllü
        bir insan ile birlikte olmanın keyfini çıkardım. Sizinde böyle çıkaracak
        keyiflerinizi varsa; 
        
              Lütfen durmayınız...:))




DARWİN

 

  TÜBİTAK’ta neler oluyor? Daha uygarlığın büyük şehirleri ile tanışmadığım yıllarda, TÜBİTAK’ın dergileri ile tanışmıştım. Sanki uygarlık ile aramda bir köprü kurulmuştu. Depremlerin oluşumu, fay hatları, yıldızlar ve gezegenler hakkında bilgiler ve daha yüzlerce bilimsel çalışmanın yazılı ve fotoğraflı açıklamalarını az bir algılama ile kabul eder, kendimi farklı hissederdim…

 

  1980 yılların başı, Zagor ve Kızıl Maske dergilerinden kurtulma zamanımın sonu olmalıydı. O gün daha küçük basılan Bilim Teknik dergisi, bugün olduğu gibi aylık yayınlanırdı. Aybaşı dergiyi almak, onu elimde taşımak; sanki bilime-ilime daha bir yaklaşmak demekti… Sunulan bilgilerin çok azını bile anlamak, ayrıcalıklı bir insanı olmamı sağlıyordu. Zaman içinde daha fazlasını anlar, ihtiyaca göre kapasitemi zorlayacağımı düşünürdüm. Zaten oldum olası hiçbir olaya, konuya “akademik” düzeyde bakmadım ben! Sanki işin sırrı amatörce sevgilerde saklı…

 

  TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisinin Mart sayısı Darwin kapağı ile çıkacakken, Başkan Yardımcısı tarafından sansürleniyor. Ve yayın yönetmeni de görevinden alınıyor. Ana felsefesi bilimi-ilimi ve yenilikleri savunan, onlar hakkında bilgi veren dergi; sanırım kendi yönetim alanında da, ayrı bir bilimselliğin sansürünü yapıyor.

 

  UNESCO, “evrim teorisi”ni savunan Darwin’in 200. doğum yıldönümü nedeniyle 2009’u Darwin yılı olarak ilan etti. 191 ülkenin üye olduğu UNESCO’nun 2009’u Darwin yılı ilan etmesi nedeniyle, birçok bilim dergisi, kapağını Darwin’e ayırmış durumda. Aynı uygulamayı ülkemizdeki Bilim Teknik dergisi yaptığında ise; dergi sansüre uğrayıp, beş gün gecikmeli yayınlanıyor. Ve de kapağı değişmiş olarak. Yayın Yönetmeni de görevinden alınmış olarak, Bilim Dergisi yoluna devam ediyor. Nasıl bir uygulamanın, bilime-ilime giden yoludur anlayamıyorum…

 

  Darwin’in “evrim teorisi” ni savunmak ve onu kabul ettirmek değildir amacım! Kuru bilgiler, kuru sahiplenmeler ile “aydın” olma mantığı da taşımıyorum. Ama bir şeye inanıyorum ki; susmak, reddetmek, sansürlemek; ASLA ÇARE DEĞİLDİR…

 

  Bilime kaynak ayırmayacaksın, bilimsel alanda insanların önünü açmayacaksın, dünyadaki büyük buluşlara adını yazdırmayacaksın ve de sürekli harika olan insan beynini sansürleyip, donduracaksın! Bu nasıl mantık, nasıl bir bilim ve ilim anlayışıdır?

 

  Darwin’i kapak konusu yapmak ile ödüllendirmiş ve tüm teorilerini desteklemiş olmuyorsunuz! Aynı dergide, bilimsel çalışmalarınız varsa, Darwin’i eleştirebilirsiniz de! Ama uydurma bilgiler ile değil, ilim ve bilimin ışığı altında, yıllara dayalı çalışmaların bilgileri ile…

 

  TÜBİTAK bilim kuruluşuysa, bilimsel fotoğraflarını, çalışmalarını yayınlamak, tartışmak, irdelemek hakkına sahip değil midir? Bilimsel kuruluşlara da siyaset bulaşırsa, bu kuruluşların yol alıp, dünya bilimi-ilimi ile yarışması mümkün müdür?

 

  Bu teoriye inanıyor musunuz deseler; ben inanamadım derim. Açık yürekle derim! Ama reddediyor musun deseler; açık yürekle diyemem. Çünkü eleştirinin, kabul etmeyişin dayanağı da kabul görecek bilgiye sahip olmalı. 191 ülkenin kabul ettiği UNESCO 2009 Darwin yılı ilan etmiş. Ülkemin Bilim ve Teknik Dergisi de kapağını Darwin’in fotoğrafına ayırmış.

 

 Sonuç; ışıkları kapatın, konuşanı susturun ve bu fikri bu dergiye taşıyan Çiğdem Atakuman’ı işten atın… Ne güzel ve ne ilahi bir çözüm değil mi?

 

  İlimsel çalışmaların size yarayanı alıp kullanacak, ömrüne ömür katacaksın. Sen hiçbir ürün-fikir geliştirmeyip, gelişen fikri de ülke dışına kaçıracaksın; bir dergiye sansür koyarak, terfi bekleyeceksin; bu da;  “yürü ya kulum anca gider, bir arpa boyu yol alırsın.” mantığına harika bir örnektir derim…

 

  TÜBİTAK başkan yardımcısı Ömer Cebeci iyi iş çıkardı doğrusu! Yakında bir terfi alır, kimin tarafında olduğunu da bir güzel anlatmış olur. Bilim Dergisi böyle yönetilir, koy sansürü, çıkar görevlini ve yola devam et…

 

  İşten atılan Çiğdem Atakuman için bir taraftan üzülüp, bir taraftan da; “etme bulma dünyası” mı demeli! Bilim dergisinin bilimden uzaklaşıp, dar kafaların kör bilimine gebe kalmasına ağlamalı mı, yoksa ; “yaşasın yeni kral” deyip gününü gün mü etmeli, bilemiyorum…

                                                                                                                 Güven      

11 MART 2009

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !