8/9/2009
ARİF OLANA TARİF GEREKMEZ
ARİF OLANA TARİF GEREKMEZ Derler. Arif olan anlar, sizi yanıltmaz. Hayat yolculuğunda Arif olamadım ben. Suların başını, dağların zirvesini tutamadım. Gönlümün sularını, zirvesini aradım yolculuğumun tozlu, yokuşlu güzergâhlarında… Arif olmadığım için yedim ilk Osmanlı tokadını. Osmanlı tokadını başıma değdiren babamdı. O ki; elleri ince ve nazik yeteneklere açılan insan! Arif olamayan bana, Osmanlı tokadını tarihin içinden çıkmışçasına hatırlatan, babamın elleri, yeteneğin elleriydi. İyi resim yapar, iyi saç keser, iyi yazardı. Oysa o; ilköğretim mezunuydu. Ama Tanrının doğal yeteneğini görür ve anlardınız; yanık sesiyle söylediği türkülerde bile… Güya ben, komşunun kızına yan gözle bakmış onu baştan çıkartmışım. O da yetmezmiş gibi, komşun horozuna taş atmışım. Sosyoloji inanmışlığı doğuştan var olan babam; işte o zaman; komşu kızı, komşu horozu adına tokat atmıştı bana. O asil ellerin, küçük bir çocuğa korku vereceğini düşünmemiştim o zamana kadar. O yol gösterici ellerin, kalemi kılıktan kılığa yönlendiren parmakların bana; sevgi yerine tokat vereceğini bilemezdim… Ve ben; korkular, ayıplar, komşu-akraba sosyal temaslarının yakınında büyüyen insan; o gün o tokadı “Arif” olma adına atıldığını sanmıştım. Meğersem ne yanılmışım. Oysa ilerisini gören o asil adam; bana oğlum daha da gözünü aç; bu işleri yapıyorsan kimselere belli etme; mesajını vermişte ben anlayamamışım. O Arif olma adına atılmış sandığım tokattan sonra; sevgililerimden üç metre uzakta durmuş, komşuların çöpüne bile yan gözle bakmamıştım. Hâlbuki bizim arsaya, bizim meyve ağaçlarımıza, bizim olan her şeye yan gözle bakılmış ta ben Arif olacağım aşkına; bütün bu oluşumları anlayamamışım… Ne büyük bir kayıp! Bana ilk tokadını atan babam; açıkgözler diyarında daha açıkgöz olmamı hatırlatmış da; Arif olmayan ben; anlayamamışım… Arife tarif gerekmez, Arif olan anlarmış. Büyük Atatürk “ Türk, Övün, Çalış, Güven” diye tarihe notlar düşmüş. Bunu da Arif olmayan ben; yanlış anlamışım. Türklüğüm ile karşılıksız, payesiz övünmüş, genetiğimin güzel kaderi olarak kabul etmiştim. Haykıramadığımız Türklük mutlulukları hep kesildi önceden. Kimi bizden daha Türkoğlu Türk oldu; biz ezildik içten ve ölesiye sahiplendiğimiz Türklüğümüz altında. Övünmeyi de anlayamamışım; nasıl ve ne kadar diye hesap yaparken; mütevazı yaşamın sade düzleminde; tüm yükseltilerde ve esen rüzgârın, dallarını salladığı çınarın yakınında bulmuşuz mutluluğu… Mutlu olmanın günah-ayıp ve fazladan sayıldığı bu diyarlarda bizi uyandıran ve bizim biz olduğumuzu hatırlatan Büyük Atatürk; Türklüğümüzle, tarihimizle övünmemiz gerektiğini, akıl-ilim ile tarihe bakmamız gerektiğini izah etmiş. Çalışmanın yüksek erdemi, kendi kendine yeten ve fazlalığını diğer insanlığa, canlılara aktaran bilinçleri yakalamamız gerektiğini; birbirimize güvenerek, inanarak, korkmayarak yapabileceğimiz anlatmış! Büyük Atatürk anlatmış da; Arif olmayan ben anlayamamışım. Meğerse Türklüğü slogan atmak sanmış, övünmeyi de kazanılan savaşların irdelenmeyen tarafı görüp, kazanılmayan, çöken zamanların tarihini de hasıraltı yapmak olarak görmüşüm. Çalışmanın zor olduğunu, güvenmenin ise, insana yakışmadığını bilmişim. Meğerse Arif olan; çalışmayı da, güvenmeyi de, Övünmeyi de, Türklüğü de onurlu bir sahiplenmeyle kabul etmişte benim haberim olmamış… Çalışmayı depolama, repo-lama göremeyen ben; Arif olamayışın kenar mahalle çocukluğunu yaşadım. Merkez mahallelerin, gece konmayan kondukların, yalıların, villaların uzaklarında Arif olamadığım diyarlarda yaşadım. Güven 
Kamera; Güven Ağustos 2009 KIZ KULESİ
Geçmişi masalımsı bir tarihin içine geçmiş bu
mekân; geçmişi hatırlamak, bugünün hikayelerini
her an yazmak için çok güzel,çok hoş...
Nice aşk hikayeleri,ayrılklar, buluşmalar görmüş de;
Hero ile Leandros'un hikayesini unutamamış...
Kamera; Güven Ağustos 2009 iç içe geçmiş tarihler
Bende için için hiçlere geçmişem... Ve içinde
olduğumuz dünyanın, her an dışında kalışımıza
inanamam. Ne zaman durur, ne biz zamana yetişip,
zamanı yaşamaya çalışırız.

Kamera; Güven Ağustos 2009 Alman Çeşmesi-Sultan Ahmet
Almanya'da yapılıp gemilerle getirilmiş ve bir yüzyılı
doldurmuş bir güzellik. Arif olan bu güzellikler içinde
kim bilir; ne güzel tarifler keşfediyordur... Kim bilir...
Arif olamadım ama baba, oğul, eş, sevgili, dost, arkadaş, sırdaş ve vatandaş oldum; sessizliğin Arif olamayışımın diyarlarında.
Konu: SELAMMM
KANDİLİNİZİ ŞİMDİDEN KUTLAMAK İSTEDİM HAYIRLI KANDİLER DİLİYORUM BENİM DUALARIMDA SİZLER HEP OLACAKSINIZ DUALARINIZDA YER ALMAK DİLEĞİYLE
SEVGİLER GÖDERİYORUM BURALARDAN ORALARA...
***************
Dua etmek güzeldir inanmışlık adına. İçsel tatmini yerden bir başka yere
taşımak güzel ve hoş kılar insanı.
Saygılar ve sevgiler efendim
Düzenleyen BARIS59 gün: 16/9/2009 saat: 08:51
Bağlantı »
Konu: Arif Olmak ya da Olmamak
Önemli olan arif olamamak değil, arif olup anlayıp da anlamamazlıktan gelmek ki bu bana göre çok daha aymaz bir durumdur. Siz bana göre çoktan Arif olmuşsunuz, anlamışsınız ve çözmüşsünüz ama galiba çözdükleriniz aslında bilmek istemediklerinizle eş. Hem dokunaklı hem de inceden inceye tatlı eleştirilerle dolu yazınızı çok büyük bir keyifle okudum. Anladınız değil mi?
*************
Anladım efendim :))
Anlayışın olduğu diyarlarda güzel yaşamlar geleceğe masalımsı
anlatımlar, hikayeler bırakırlar. Ve bunca okumuşluğun, bunca
öğretimin, iletişimin içinde geleceğe bırakacağımız güzel hikayelerin
az oluşu; nü büyük bir hüzün...
Sevgi ve Saygılarımla efendim
Düzenleyen BARIS59 gün: 14/9/2009 saat: 17:45
Bağlantı »
Konu: ugradıgın için tskler her zaman beklerım
yazın çok başarılı olmuş arkadasım emegıne saglık
---------------------
Teşekkürlerimi borç bilirim.
Saygılarımla
Düzenleyen BARIS59 gün: 14/9/2009 saat: 08:42
Bağlantı »
Konu: Hepimiz Arif
Merhaba BARIS59;
Aslında en büyük hatamız hepimizin arif olmasından kaynaklanıyor. Arife tarif gerekmez felsefesiyle hareket ettiğimizde sık sık duvara toslarız. Sonra oturur ağlarız neden böyle oldu diye. Herkesin şair, yazar, hatip olduğu bir memlekette kimse tarife ihtiyaç duymazsa, her gün daha kötüye doğru yol almaya devam ederiz.
Sağlık ve sevgiler...
---------------
Bilgili olmak güzel şey; bilgiç olmak ayrı şey... Sanırım asıl sorun bilginin
sonsuz bir gelişme içinde olduğunu unutuyor olmamızdır. Yani bir kaç diplomamız
varsa; biz "AYDIN" oluyoruz, biz "ARİF" oluyoruz. Ben buna gülüyorum...
Saygılarımla
Düzenleyen BARIS59 gün: 14/9/2009 saat: 08:46
Bağlantı »
Konu: Selam ola
Önce o asil babayı,babanızı saygıyla anıyorum.İyi ki arif olamayan sizi yetiştirmiş,yoksa sevgili dost Barış'ı okuyamazdık.
Yine çok düşündürücü ve yüreğimi sızlatan yazınız için teşekkür ediyorum.Selam ve sevgilerimle.
***************
Selam ederem halden anlayan yüreklere... Selam ederem eğitimin yorgun ama
ümit dolu yüzlerine...
Tanrı bu güzel diyarlarda yaşayan insanlara ulus olma şansı vermiş ve bu
güzel insanlar ulus olduğunun farkına varabilseler; bir vara bilseler...
Düzenleyen BARIS59 gün: 11/9/2009 saat: 16:41
Bağlantı »