ALFA KÜLTÜRLER

BOĞAZIN EFENDİLERİ

KAMERA; GÜVEN           BOĞAZIN EFENDİLERİ YALILAR

                            Boğaza çok güzel yakışıyorlar değil mi? Bu güzelliklerin
              içinde yaşayanlar inanılmaz mutlu olmalı! Ama değil; özenesi
             yaşamlar; sanat-ilim-spor ve ... desteklenmediği sürece; aranısı
             bir rüyadır mutluluk...

MUTLU PALMİYELER

KAMERA; GÜVEN                ANADOLU YAKASI-BOĞAZ YALILARI

                                Yüzyılda bir yer değiştiren dünya suları; iki nesilde bir;
                    el değiştiren güzel yalılara öncülük yapıyor gibi.

            


ÖZGÜRLÜĞE ÇIRPAN KANATLAR ÖZGÜR DEĞİLLER

KAMERA; GÜVEN            ÖZGÜR  KUŞLAR- İSTANBUL BOĞAZI

                                 Kanat açan, ögzürce uçan beyaz, güzel kuşlara
                  siz ne kadar özgürsünüz desek; bize neyi hatırlatırlar 
                  biliyor musunuz; Demokles'in kılıcını...
     

ÖLÜMSÜZ ADAM

 KAMERA; GÜVEN                         ÖLÜMSÜZ  ADAM

                             Ömrü Alfa kültürlerin içinde geçip; bize sürekli özümüzü
                 hatırlatan harika ses-felsefe...

                    Yıllar önce bir adam babama; sence ölümsüzlük nedir demişti.
                    Babam; "bence seni sevenlerin seni kendilerinde yaşatmasıdır."
                    demişti. Ben anlamamıştım.







ALFA KÜLTÜRLER

 

 

Görkemli doğanın beslediği, bağrında sakladığı milyarlarca canlı vardır. Yakından incelendiğinde hiçbir canlının ne bir fazla, ne bir eksik olduğunu görürüz. Bize sağladığı fayda veya zarara göre; soylu veya soysuz, iyi veya kötü diye sıralamalara koyarız. Çakal gibi bir hayvanı yerden yere vururken, aslanı koyacak yer bulamayız.

 

  Güzellikler ve bilinmeyenler ile dolu dünyamızın soyu tükenmemiş, hâla varlığını devam ettiren hayvanlarından birisi de kurtlardır. Kurtlar sosyal hayvanlardır. Zeki ve utangaçtırlar. Mümkün mertebe insandan uzak dururlar. Bilirler ki, bu dünyanın efendisi insanoğludur. Son söz ona aittir. O yüceltir, efsaneleştirir isterse soyunu kurutur.

 

 Kurtlar toplu aile bireyleri ile birlikte yaşarlar. İnanılmaz disiplin ve işbirliği içinde mutlu, özgür bir hayat sürerler. Sürünün en iyi ve güçlü erkeği; alfa erkektir. Sürünün en sağlıklı, en güçlü dişisi de; alfa dişidir. Sürünün avlanmasından, üremesine, yer değiştirmesine kadar tüm faaliyetlerden alfa erkek ve alfa dişi sorumludur.

 

 Gizemi bol olan dünyamızın hayvanlar âlemi böyleyken, insanlar âlemi de farklı değildir. Uygarlıklar arasında da, alfa erkekler, alfa dişiler vardır. Tüm insanlığın kaderini etkileyip, kaderin yön değiştirmesini sağlarlar.

 

  Alfa ülkeler, kendi dinlerini, dillerini yayarlarken, kendi ticaretlerini, çıkarlarını da iyi kollarlar. Çünkü onlar alfa ülkenin sosyal topluluğudurlar. Güçlüdürler, sağlıklıdırlar, zekidirler. Strateji belirlemeyi sabırla yaparlar. Hayatı tavla oyunu gibi değil, satranç oyunu gibi yaşarlar. Bir numaralı hamleyi yaparken, beş numaralı hamlenin gidişatını bile hesaplayabilirler.

 

  Tavla oyununun bağrışlarına, şans faktörüne alışık olan bizler; alfa olmaktan uzak; ağır ağır sindirilmeyi bekleyen bir av gibi bekleriz; neslimizin güle oynaya gittiği ve gelemeyeceği yolculuğun dönüşünü.

 

  Küçük arkadaşım Doğa Irmak ile geleneksel hale getirdiğimiz Pazar gezintimizi sıcağın fazla olması sebebiyle kapalı alana taşıdık. Devasa yapı olan Tekira alışveriş merkezi; şehrin kaderini değiştirmekten çok uzak. Birçok dükkân, zarar ediyor. Ve birçoğu da her ana kapatabilir. Onlarca dükkânı, salonu bir arada toplamış ve oldukça aydınlık olan merkez; şehir insanımızın hızla ekonomik tükenişe girme sebebinden dolayı; keyifsiz günler geçiriyor.

 

  Kendisini alfa insan sanan insanların yağmaları, bilinçsiz yatırımları; milli sermayelerimizin karşılık bulmayan yatırımlara dönüşmesine neden oluyor. Gelişigüzel devasa işyerleri, şehirlerin, insanların kapasiteleri hesaplanmayarak; sadece büyük balık küçüğü yutar kurnazlığı ile yapıldığı için; bazen büyük bir düş kırıklığı yaşanıyor. Ve bazen küçük balık büyük balığa oldukça zarar veriyor.

 

  Devasa alış-veriş merkezinde bulunan onlarca işlerinden birkaçına bizde fayda sağlamak adına; tuz ve biber ektik. Yani Doğa Irmak ile eğlendik, alış-veriş yaptık. Tabiî ki ilk önce Doğa Irmağın keyfini güçlendirdik.

 

  Baskın medeniyetlerin harika ışıltıları alış-veriş merkezimizin birçok işyerinde boy gösteriyordu. Anlamlarını bilmediğimiz bir sürü marka, işyerlerinin ismi olmuştu. Bir yabancı gelse, bu diyarın Türk diyarı olduğuna şaşar ve bir başka diyara mı geldi diye bakınırdı. Yabancı özentimiz, yabancı düşmanlığı ile işbirliği yapmışçasına; her ikisi de insanlık ayıbı ediyorlar. Kendi özünü benimseyip sahiplenmek yerine, küçük çıkarlar için, bilmediğimiz isimlere bağlanıp, hızla alfa ülkelerin eritme programına dâhil oluyoruz.

 

 Bol ışıklı, bol renkli devasa işyeri merkezinde Doğa Irmağın en iyi eğlenebileceği çocuklara hizmet veren mekâna doğru ilerledik. Büyük ve kırmızı ışıklar ile yazılmış; Adyamo isimli çocuk eğlencelerinin olduğu işyerine giriyoruz.

 

  Çocuklar adına her türlü eğlence var burada. Renkler tüm oyuncaklara, oyun masalarına hayat vermiş. Can alıcı kırmızı renk; burasının efendisi! Renkler, ışkı ve müzik; hiçbir insanoğlunun hayır diyemeyeceği cazibesini gösteriyor.

 

  Anlamını bilmediğimiz Adyamo çocuk eğlence diyarı çocuklar ile dolu. Bir jeton karşılığı birkaç dakika eğlenen çocuklar; daha inmeden diğer renkli ve ışıklı oyuncağa binme peşindeler. Her oyuncağın kendine has sesi, rengi ve hoşluğu var. Fakat çalışmaya başladığı zaman en güçlü gürültüyü, dikkati tren yapıyor. Gerçek bir kara tren sesi. Raylar ile vagonların harika bir aşkının türküsü söyleniyor. Ya, buğulu çıkan o ses; vuuu diye!

 

  Oyuncakların hepsi ithal! Ve her oyuncak ülkesinin kültürünü, müziğini, şarkılarını seslendiriyor. Çocuklar oyuncakların sihirli renkleri içinde eğlenirken, alfa ülkelerin dilinden seslendirilmiş çocuk şarkıları yayılıyor.

 

  Bilinçaltı yazılımlarının bir ömür sürecek tercihlerinin belirlendiği zamanda; gülen ve mutlu olan çocuklarımıza alfa ülkelerinin dili ile evrensel olan müziğini sunuyoruz. Kendi dilimiz, müziğimiz, renklerimiz başka ülkeler için aranası bir özellikken; biz ikinci, üçüncü olma merakımız yüzünden baskın ülke medeniyetlerin gizliden gizliye zerk ettiği zehirleri bir güzel benimsiyoruz.

 

  Gelişen, ilerleyen her medeniyet başkalarına saygı duyarken, kendi özünün içinden çıkan tohumu yüceltiyor. Ve ikinci, üçüncü dünya ülkeleri olarak bilen ülkelerde, yüzlerce, binlerce yıllık tarihlerinin farkına varmadan, dükkân isimlerini değiştirerek, giyim ve yeme alışkanlıklarını farklı hale getirerek; alfa kültürlere özenesi bir yakınlık içine giriyorlar.

 

  Bizler yok ederken, alfa ülkeler sürekli yeni markaler, yeni hikâyeler var etmeğe devam ediyor. Doğa Irmak ile Adyamo eğlence merkezinden ayrılırken sağıma ve soluma bakınca, alfa kültürlerinin güzel mirası olan başka markaları, dükkân isimlerini görüyorum.

 


 
Birisinde  Blue Key, diğeri  Bistro Cafe yazıyordu.

 

 
Merak ediyorum doğrusu, bu örseleme, törpüleme işi dağa ne kadar devam edecek?  Kendi ülkende ama kendin olamadığın bir diyarda; alfa kültürlerinin harika satranç oyunları seyrinde ne güzel yol alıyoruz.

 

                                                                                                                                                      Güven

 

 

 

  

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !