SEN ANTUAN ve AKUT
Kamera; Barıs 25 Mayıs 2008 SEN ANTUAN KİLİSESİ Kamera; Barıs 25 Mayıs 2008 Sen Antuan Kilisesi Bahçesine girdiğinizde başınızı arkaya doğru çevirip yukarıya bakınız: "Aman Tanrım" manzara sizi davet ediyor.Kıskanası güzellikler.Saklı mekanlar,saklı dünyalar diyebiliriz. Kamera; Barıs Bir tarafı İstiklâl Caddesinin gürültülü ve renkli tarafına bakarken,bir tarafı Sen Antuan'ın sessiz dinginliği içinde kayboluyor.İki ayrı kıtanın, iki ayrı dünyanın buluştuğu,bağlantı kuruduğu köprü gibi! Kamera; Barıs 25 Mayıs 2008 Sen Antuan Kilisesi için yapılmış evler: Mimari ve çiçekler ile süslenmiş mekanlar. Kamera; Barıs Ali Nasuh Mahruki Kamera; Barıs ALİ NASUH MAHRUKİ AKUT Tekirdağ Üniversitesinin ricasını çağrısını kırmayan Ali Nasuh Mahruki şehrimize ve gençlerimize: bilgi, spor, doğa ve insanlık hakkında unutulmayan öğretiler verdi.İşini seven, doğayı seven ve kendini insani değerden uzaklaştırmamış insanların neler yapabildiklerinin kanıtını, örneklerini sundu. Yıllarca sabredilmiş ve çalışılmış ve yol alınmış çekimlerin kısa filmlerini gösterirken Ali Nasuh Mahruki’nin heyecanlı gururu insani seviyenin üstlerine tırmanıyordu. İnanmış insanın doğruluğunun alçak gönüllü ve erdemli duruşunu sergiliyordu. Sürekli yüksek dağlara çıkmış insanın bakışında, yükseklik ve aldatmaca yoktu.Yükseklerin vazgeçilmezi olmuş bu insan: gerektiğinde depremlerin ve inleyenlerin ve medet umanların dehlizlerine de girmiş, nice hayatlar kurtarmıştır. Bu kurtarıcılığı, birlikteliği kendi üstüne alıp, bir kahraman olmak istemediği de ortada.
“Bu iş ekip işi” diyor. Tek başına “arama-kurtarma” yapmanın mümkün olmadığını söylüyor.Gönüllü olmanın gerekliliğini ve aldıkları yolun önemini: biz oturmaktan sıkılan insanlara anlattı. Arama Kurtarmanın gönül işi olduğunu fazlası ile gösterdiler.Halkın gözündeki değerleri güvenirliliği 19 Ağustos Depremi ile gün ışığına çıktı.Kızılay’ın çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu ortaya çıkarken, Akut’un taptaze doğuşu seyredildi. Hayatta hiç tanımadığımız ve hiç görmediğimiz ve bir daha görmeyeceğimiz insanların, acılarının hafifletilmesi ve düştükleri ölümcül durumdan çekip alınmasıdır bizleri mutlu eden. Bir çıkar ilişkisinden çok öte bir isteğin insani gerekliliğidir bu çalışmalar. Milletin gönlündeki yerleri yapılan araştırmalar ile ortaya çıkmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ayın güvenilirlikte bulunmuş AKUT, bu inanışı da hak etmiştir. Ağustos 2006 tarihine kadar toplam 320 arama ve kurtarma görevine katılmış, 741 insanın hayatının kurtarılmasında ve normal yaşama döndürülmesinde katkı sağlanmıştır. Son derece çalışkan ve fedakâr gönüllü insan gücü ile devam ederken, ülkemizde eksik gördükleri farklı konularda projeler geliştirmişler. Bunlardan biri de, “AKUT ANADOLUYLA ELELE” projesidir. Düşünüyorum da, gönüllü yapılan işlerin güvenirliliği ve başarısı ne kadar kalıcı ve duygulu oluyor. İnsanın teknolojiye ve bireyselliğe susamış olduğu bu zamanın yapay kültürleri içende: bize ne güzel de sesleniyorlar. İnsanlığın ölmediğini, bir avuç insanın “bir kucak” insana yardım edeceğinin çıkarsız yaklaşımlarının derin çentiğini atıyorlar. Nasuh Mahruki sorulan sorulara, detaylı ve içten cevaplar veriyor. Yaşadığı heyecanını sabaha kadar anlatsa bıkmayacağa benziyor. Harcanan emeğin ve heyecanlı isteklerin doğasında var olan paylaşımları çok samimi bir dille anlatıyor. Hayatının bir parçası olan Doğa ve Dağlar ondaki disiplini küçük tebessümler ile anlatıyor. Dağlar yaşamının bir parçası olmuş. Zirvelere Türk Bayrağını ölümcül tehlikeler atlatarak asmış. İzlediğimiz filmlerde ve fotoğraf karelerinde sadece “ harika güzellikler” yoktu. Disiplin, bilgi, ekip ruhu ve çok çalışmanın özel istemesi vardı. Soğuğun, yüksekliklerin, karların, taşların ve zirvelerin dostu olduğunun insani bakışının gösterisi vardı. Yorgun ve uykulu halimin miskinliğine rağmen filmlerini ve fotoğraflarını imrenerek izledim. Bana düşen küçücük zamanda Mahruki’ye sordum: —Doğaya dağcılığa yeni başlayacaklara tavsiyelerin ve ekonomik olarak zor bir iş mi? Mahruki: Bu iş sabır ve zaman işi. İlk önce yürüyüşlerden ve küçük tepelerden başlanmalı. Zamanla kademe kademe çıkılacak dağlar ile daha da zirveler düşünülmeli. Ama iki yıl içinde ben Everest’e çıkmak istiyorum deniyorsa: bu hayalperestlik olur. Çok çalışmak ve sabır etmek gerekiyor. Ekonomik olarak ta, elbette bir bedel ödemek gerekli! Ama büyütüldüğü kadar değil. Zamanla edindiğiniz araçlar ve gerekli olanlar çoğalıyor. Önemli olan, bu işe inanmak ve dağları sevmek. Laf olsun diye yapılacak bir iş değil. —Teşekkür ediyorum Sayın Mahruki. Kendisine örnek olarak Atatürk’ü aldığını ifade eden Mahruki ile geçen iki saatin farkına bile varmadık. Hayatın sıkıcı isteklerinin eğlenceli bir yaşam biçimine, insani bir doyuruculuğa dönüştürülmesinin gerçek yüzünü görmenin keyfini yaşadık. Tüm çelişkilerin ve aldatmacaların ve yapaylıkların içinde, hâla erdemli insanların var olmasının bilgisine ulaşmak, hastalıklarımızın dermanının bulunuşuna giden yolda önemli bir adım olmalı. BARIS 30 Mayıs 2008
















































